Header Ads

1994'de Öldürülen Avukat Faik Candan'ın Ağabeyi: Çatlı ve Şahin, Candan'ın Evinin Önündeydi

Özel harekatçı Ayhan Çarkın'ın itirafları üzerine başlatılan faili meçhul cinayetler soruşturması kapsamında, 14 Aralık 1994'te cesedi bulunan avukat Faik Candan'ın ailesi savcıya ifade verdi.

Avukat Faik Candan'ın babası Şıhbekir Candan, annesi Ayşe Candan, kardeşleri Rukiye, Gönül, Güllü ve Mustafa Candan'ın yanı sıra, Kazım Genç'in de tanık olarak ifadesi alındı.

Mustafa Candan ifadesinde, ağabeyinin bir ara HEP Ankara İl Başkanlığı yapması nedeniyle tehditler aldığını söyledi ve şöyle konuştu:

"Ağabeyime ait Keçiören Sanatoryum Lale Sokak'ta bulunan evin balkonunda akşamüstü oturduğum esnada, içinde iki kişinin olduğu vişne çürüğü renginde eski model bir Ford araç evin önüne geldi. Aracı kullanmayan şahsın, eliyle aracı kullanan şahsa ağabeyimin evini gösterdiğini gördüm. Bunu ağabeyime anlattım. Bir şey demedi zaten o sıralar sürekli tedirgin bir haldeydi. Daha sonra Susurluk olayının patlak vermesi üzerine basında çıkan haberlerde, bu gördüğüm şahsıların, özellikle parlak yüzlü şahsın Abdullah Çatlı, yanındakinin de İbrahim Şahin olduğunu teşhis ettim.

Abdullah Çatlı ve arkadaşlarının Şereflikoçhisar'da bir benzinliklerinin bulunduğu haberleri üzerine, söz konusu benzinliğe gittim, şahsıları görebilir miyim diye baktım. Bu olayı şimdiye kadar hiç kimseye anlatamadım. Bunun sebebi yaklaşık 20 nüfusa babamla birlikte ben bakmaktaydım. Bu kapsamda babamın yaşlı olması, o dönemin konjonktürel ortamı ve çekinmemiz sebebiyle anlatmadım. Ama ben Abdullah Çatlı ve İbrahim Şahin'i ağabeyimin evinin önünde araç içerisinde gördüm, bu konudaki beyanımda ısrarcıyım."

O dönemde Çağdaş Hukukçular Derneği Ankara Şube Başkanı olan Avukat Kazım Genç de tanık olarak ifade verdi. Genç, şöyle dedi:

"Emniyet'i aradık, kendilerinde olmadığı bilgisi verildi. İçişleri Bakanı Nahit Menteşe ile görüştük. 'Devlet bu işi çözer' dedi. Daha sonra Candan'ın cesedi Bala ilçesinde bulundu. Teşhise gittiğimizde savcı 'Bu kişi 12-13 gündür kayıp diyorsunuz, ama iç çamaşırları tertemiz' demişti. Demek ki öldürülmeye götürülürken giysileri giydirildi. O dönemde Ankara'da yaygın olarak Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin ile denetimlerinde dört tane infaz timi olduğu belirtiliyordu. Kürt aydınları, ya kravatla gözleri bağlanmış ya da kravatla boğulmuş halde ölü bulunuyordu. Bence aydınlara bu işten uzak durun mesajı veriliyordu. Çünkü kravat Anadolu'da okumuş insan simgesi sayılır."

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.