Header Ads

Ağırlaştırılmış İleri Demokratik Eza

- BÜŞRA ERSANLI -
28 Ekim 2011’de gözaltına alındığım andan itibaren esas suçlamanın, BDP Parti Meclis üyeliğim ve tam zamanlı üniversite üyeliğimden arda kalan zamanımı parti faaliyetlerine vermem olduğunu, hemen anlamıştım. BDP ’nin kadınlarının siyasete katılım oranı ve yerel yönetimlerdeki başarı oranı artarken, bu duruma karşı duyulan “kızgınlık”, bana karşı da karalama olarak ortaya çıktı.

“Keceke” denen iddianamenin ve dava dosyasının 50. klasörünün benimle ilgili ana fikri, benim PKK talimatlarını ve Abdullah Öcalan ’ın görüşme notlarındaki talimatlarını, bir “yönetici” sıfatıyla yerine getirmem ve bu konuda “yoğun gayret sarf etmem” olarak görünüyor. Yani PKK yerine BDP olarak düşünmemiz lazım, çünkü PKK üyeliği/yöneticiliği ile ilgili herhangi bir delil yok. Olması da imkansız zaten. Evde bulunan onlarca, yüzlerce toplantı (akademi ve parti eşit ağırlıkta bile değil çünkü akademik alanlar çok fazla yer kaplıyor hayatımda) ve toplantılarda aldığım notlar, derdest edilip çok “eşsiz” kanaatler ortaya konmuş.

Örneğin büyük çoğunluğunu okumadığım ve internet adresime de gelmemiş olan Öcalan görüşme notları alt alta sıralanmış: Bu notlarda yeni Anayasa yapımı ve demokratikleşme konusunda “öneriler” bulunuyor. Ben de yeni Anayasa için BDPAnayasa Komisyonundayım, demek ki talimat alıyorum. Yani demokrasiden bahseden bir Öcalan görüşmesi varsa eğer, benim ve hepimizin hapisten kurtulmak için organik, totaliter bir polis devletini şiddetle savunmamız gerekecek.

Bu da ne mümkün!
Demek ki, BDP ’li hapiste beklesin. Taa ki biz (iktidar) yerel yönetimlerini ve demokratikleşmeyi postmodern bir yeni tekno-vesayet altında garantileyene kadar.

Emniyet diyor ki, “2002-2012 yılları arasında defaatle ülkemizden yurtdışına giriş çıkış yaptığınız tespit edilmiş olup; PKK terör örgütü ve KCK /TM faaliyetleriniz çerçevesinde yurtdışında faaliyet gösterdiğiniz değerlendirilmektedir” (Klasör 50 s.14). Yani Marmara Üniversitesi’nden tüm izin dilekçelerini takip etmeye gerek yok, onlara göre faaliyetim belli.

390-391 sayılı dokümandan şu sonuç çıkmış: “… Kürt halkının taleplerinde haklı olduğunun anlatılmaya çalışıldığı, bu nedenle PKK /Kongra-Gel terör örgütünü de bir nevi haklı gördüğü anlaşılmıştır.” Allah Allah! Hem “yönetici” yapılıyorsun hem de bir nevi haklı görüyorsun. Tam haklı görsen ne olacak kim bilir?
Bir telefon görüşmem de Emek Özgürlük Demokrasi Bloku’nun önemini anlatmam için beni TV "Roj TV ’ye davet eden Baki Gül ile. Kendisine Blok’u desteklemek için “gelmek isterdim ama gelemiyorum” diye cevap veriyorum. O da “Bir dahaki sefere” diyor. Beni defaatle davet etmiş ve sadece telefondan tanıdığım Baki’ye “İnşallah, inşallah Baki” diyorum. Çıkan sonuç: “ BDP ’nin öncülüğünde sözde ‘demokratik anayasa ’ hazırlama faaliyetlerine başlandığı, bu kapsamda çeşitli çevrenin katılımı ile sempozyumların düzenlendiği tespit edilmiş, Büşra Ersanlı’nın da Abdullah Öcalan ve üst düzey örgüt mensuplarının talimatları doğrultusunda sözde demokratik anayasa faaliyetleri içerisinde bilerek ve isteyerek görev almak istediğini, ‘İnşallah, inşallah Baki’ şeklindeki ifadelerle açıkça beyan ettiği tarafımızdan tespit edilmiştir” (Klasör 50, s. 365-366).

“Özde” bir anayasa yapılırken benim sadece “sözde” anayasa faaliyeti içinde bulunmam, bu yolda Emek Özgürlük Demokrasi Bloku’nu desteklemem, “İnşallah, inşallah” sözleriyle her şeyi alt üst edip 8 aydır cezaevinde bulunmam, silahlı terör örgütü üyesi olarak hapishane kayıtlarına geçmem, sonra iddianameyle yöneticiliğe “terfi ettirilmem”, Türkiye ’de en hazin mizah örneklerinden biri olsa gerek. Çünkü bu “suçlarım”, “inşallah inşallah” ibareleriyle sübut etmiş. İşte ağırlaştırılmış ileri demokratik ezaya giden yol.

2400 sayfalık iddianamede şahsıma ait alan 27 sayfadır. Dava dosyasının 582 sayfalık 50. klasörü tamamen bana ait, 400 sayfasını tasnif ettim. Öncelikle tümünün ifade özgürlüğü kapsamında olduğu açık seçik görülüyor. Neler var? İki dosyaya ayırdım. Birincisi “akademik ağırlıklı”, ikincisi “telefon görüşmeleri, resmi ve ayrıca çok şahsi notlar.”

Akademik ağırlıklı
1- TESEV yerelleşme projesi danışmanlığım çerçevesinde 18 Ekim 2011 toplantı belge ve notları, içinde İspanya Anayasasının yerelleşme ile ilgili bölümü de var. (85 sayfa)
2- Journal of South East Europe 2011 Şubat ayında yayınlanmış olan makalemizin son taslak metni. (Çevirisi Türkçe yayında) İletişim yayınları. (36 sayfa)
3- Eğitim-Sen’in düzenlediği uluslararası katılımlı toplantıda (Anadil Sempozyumu 30-31 Mayıs 2009) verdiğim bildirinin bir kısmı. (5 sayfa)
4- Dr. Ali Bayram’ın yönettiği Akademik Araştırmalar adlı dergide yayınlanmak üzere hakem olarak bana verilen bir İngilizce makalenin bir kısmı. (7 sayfa)
5- Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümüne sunulan jüri üyesi olduğum Avrasyacılık ile ilgili yüksek lisans tezi, Ebru Eren’e ait. (5 sayfa)
6- 2001’de Mersin ’de toplanan Helsinki Yurttaşlar Derneği Çokkültürlülükle ilgili toplantıya sunulmuş bir bildiri metni. (Bana ait değil) (16 sayfa)
7- 2005-2011 arasında katıldığım çeşitli yerellikle ilgili ve Anayasa ile ilgili hem akademik hem BDP ’nin düzenlediği toplantılar. (37 sayfa)
8- KA-DER Siyaset Okulu Tunceli Programı ve belgeleri (10 sayfa)

Telefon görüşmeleri, resmi ve ayrıca çok şahsi notlar
1- Seçilmiş 21 telefon görüşmesi kaydı. Bazılarının üç, bazılarının 5 kez tekrarı. (87 sayfa)
2- Berlin’de Ağustos 2010 tarihinde yeğenim Yıldız Göney’i ziyaretimde gezi/müze notları ve özel hayata ait notlar ve fotokopileri. (15 sayfa)
3- Telefon sim kartımdaki adres/isim listesi. (15 sayfa)
4- Tutukluluk devam yazıları, avukat vekaletnamesi ve avukatlarımdan birinin itiraz dilekçesi. (19 sayfa)
5- Bana ait olmayan, iki kişinin telefon sim kart listeleri (9 sayfa)
6- Bilgisayarımın hard diskinde bulunduğu iddia edilen ilgisiz iki telefon görüşme kaydı. Zeynep ve Savaş adlı kişilere ait. (11 sayfa)
7- “Yakalama” ve “el koyma” tutanakları. (18 sayfa)
8- Adli Tıp gidiş geliş rapor kaydı. (16 sayfa)
Bu ayrıştırdığım iki ayrı sınıflandırma 400 sayfayı buluyor.

Kalan 182 sayfada da şunlar var
- Telefon görüşmeleri (21 tane aynen)
- El yazısı notlarım, belge numaraları ve içerik analizleri ve tümünü, “ PKK talimatlarına” bağlayan “eşsiz” suçlama kanaatleri
- Emniyet soruları
- Bazı BDP Parti Meclisi toplantı ve görev metinleri

Keceke iddianamesi ve dava dosyasının 50. klasöründe nefretle, düşman gibi suçlamak için büyük bir gayret sarf edildiği, hepsinin emniyet, bulgu ve yorumları olduğu, düşünce ve bilimsel özgürlüğümün tamamen ihlal edildiği gibi, bağlamlarından koparılmış onlarca toplantı notlarımın birbirine karıştırılma suretiyle mesleğime ve şahsıma hakaret anlamını taşıdığı açık. Bu denli büyük bir haksızlığa rağmen bende oluşmayan düşmanlık duygusunun iddianame kanaatlerinde nasıl biriktirilmiş olduğu hâlâ merak konusu!

*Radikal İki

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.