Nörolog Emel Gökmen: Açlık Grevi Ölmek İçin Değil Direnmek İçin Yapılır. Eylemciler Mutlaka B1 Vitamini Almalı.


Nörolog Dr. Emel Gökmen: Bir daha çocuk gibi erişkinler görmek istemiyorum, o gencecik insanların bu şekle gelmesini istemiyorum.

12 yıl aradan sonra 683 kişi süresiz dönüşümsüz açlık grevinde 12 Eylül’den bu yana. Şu anda 50’lili günlerdeler, kritik günler çoktan başladı. Ya ölecekler ya da sakat kalacaklar.

96 yılında Çapa Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde asistan hekim olan Dr. Emel Gökmen, bu ikilemi en iyi bilen, tanık olan ve bizzat müdahil olan bir isim. Özellikle, 96 yılındaki açlık grevlerinde tedavi ettiği tutuklu ve mahkumlar üzerinden elde ettiği bilimsel veriler sonucu oluşturduğu uzmanlık teziyle onlara ve yapılacak tüm açlık grevleri için büyük bir çözüm sundu. Bu çözümün adı B1 vitaminiydi. B1 vitamini, açlık grevi ve ölüm orucu tutan insanların sakat kalmasının önüne geçtiği gibi ölümlerinin gecikmesini de sağlıyordu. Nihayetinde, 2000 yılında açlık grevi ve ölüm orucu yapan eylemcilerin büyük bir bölümü B1 kullandığı için Wernicke-Korsakoff  hastalığına yakalanmadı, hatta 300’lü günlere kadar ölmedi. 

İki büyük açlık grevi ve ölüm orucu deneyiminin bizzat merkezinde yer alan, hastane sonrası da hastalarıyla ilgilenen, durumlarını takip eden bir hekim o. Hatta ödüllendirileceğine, uzmanlık teziyle şifa verdiği için sürgün edilen bir hekim.

Nevin Cerav, yeni Wernicke-Korsakoff hastaları görmek istemeyen Dr.Emel Gökmen’le, açlık grevleri ve B1’i konuştu.

-1996 yılındaki açlık grevlerinde neler oldu?

1996’da açlık grevleri başladığında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji bölümünde asistandım. Açlık grevleriyle tanışmam Türk Tabipler Birliği heyetiyle cezaevlerine gitmemle gerçekleşti. Hatta bir eylemci biz oradayken hayatını kaybetti. Eylemin son günleriydi, anlaşma sağlandı ve açlık grevleri sona erdirildi. Biz birkaç arkadaşla hastalara bakmak için gönüllü olduk. Yaz nedeniyle bir katımız kapalıydı, o kata demir parmaklıklar yaptırıldı ve bütün eylemciler bize teslim edildi. Bu insanlar ölüm orucunda 69’lu günleri geride bırakmış hastalardı ve dünya literatüründe bu tür vakalarla ilgili yeterli bilgi yoktu. Çok yoğun bir çaba harcadık, amacımız onları doğru bir şekilde tedavi etmek ve yaşatmaktı. Hatta, hastaneden taburcu ettikten sonra cezaevlerinde de durumlarını izlemeye devam ettik. Ben bir yıldan fazla bir süre cezaevine gittim, bazen onların yanından gece 12’lerde çıkıyordum. Çok geniş bir çalışma yaptım ve bu çalışmamı, bilgi birikimimi bilimsel bir veriye dönüştürerek uzmanlık tezimi bu konuda verdim. Ortaya çıkan sonuçlar açlık grevi türü eylemlerde B1 vitamininin kullanılmasının gerekliliğini gösterdi.

Hafıza siliniyor
-B1 vitamininin nasıl bir etkisi var açlık grevinde?

B1 vitamininin sinir sisteminde çok önemli bir rolü var. Açlık grevinde ya ölüyorsun ya da grev sonlandırılırken B1 vitamini eklenmemiş şekerli serum takılırsa Wernicke-Korsakoff hastalığı gelişiyor. Nedeni açlık sırasında B1 vitamin depolarının tükenmesi. Saf şeker de vücutta B1 yoksa beyne zarar veriyor. Grev sırasında B1 vitamini alınırsa, grev süresince sinir sistemini koruduğu için açlığa dayanıklılığı arttırıyor, ölüm sürecini uzatıyor. Grev sonlandığında ise sakatlanmayı engelliyor.

-Wernicke-Korsakoff nasıl bir hastalık?

Wernicke-Korsakoff’a yakalanan bir hastanın dengesi bozuluyor, görme ile ilgili sorunları oluyor ama bunlar yine de bir şekilde idare edilebilir. Asıl sorun, beyindeki hafızanın hasarlanmasıyla ilişkili. Bu da hastalığın Korsakoff bölümü. Korsakoff olan hasta hayatını tek başına sürdüremez. Hastanın hafızası geriye dönük olarak 1-2 yıldan 10-20 yıla kadar  siliniyor. Bununla yaşanır ancak, asıl problem hafızaya yeni bir şey kaydedememesindedir. Anlık yaşar. Bu üretimi engeller. Mesela, bir yazının ilk paragrafını okuyup sonuna geldiğinde başını unutur. Unuttuğu şeyleri öğreniyor tekrar ama yeniden unutuyor. Yani her öğrendiğini unutuyorsun sonra yine öğrenip yine unutuyorsun. Bu da bütün hayatı boyunca bakıma muhtaç bir hale getiriyor hastayı.

- Wernicke-Korsakoff hastalığı hangi aşamada ve nasıl gelişiyor?

Açlık grevi veya ölüm orucu bir şekilde sonlandırıldığında, ister anlaşmayla olsun, ister müdahale edilsin tedavi olarak serum takılır. Açlıktan çıktığı için hastaya şekerli serum takılıyor. Takılan şekerli serum, vücutta açlık grevi sırasında azalmış olan B1 vitamini depolarını yok ediyor. Buna bağlı olarak da beynin bazı bölgelerinde hasarlar oluşuyor. Bu hasar da Wernicke-Korsakoff hastalığına neden oluyor. Sakatlık sonlandırılma sırasında gelişiyor. Grev sırasında B1 vitamini alınırsa, nasıl sonlandırılırsa sonlandırılsın depolar dolu olduğu için Wernicke-Korsakoff olunmaz.

Siyaset zihinle yapılır
-Bir hekim olarak açlık grevi ve ölüm orucuna nasıl bakıyorsunuz?

Açlık grevi ve ölüm orucu bir direnme biçimidir. Cezaevinde oldukları için başka kullanacak bir şeyleri olmadığı için bedenlerini kullanıyorlar. Ölüm orucuna girenler bile aslında ölmek için ölüm orucuna girmezler. Bu eylemi bir direniş biçimi olarak kullanırlar, sonucunda ölebileceğini de biliyor ve göze alıyorlar elbette.

-Sizin uzmanlık teziniz sonucunda özellikle 2000 yılındaki eylemlerde kullanılmasına rağmen, şu anda yapılan açlık grevlerinde B1 vitamininin kullanılmadığı söyleniyor…

Açlık grevi yapan eylemciler bildikleri halde B1 vitamini kullanmayı reddediyorlarsa o zaman sakat kalmayı da göze alıyorlar demektir. Sakatlık da kolun bacağın olmaması gibi bir sakatlık değil ki, düşüncenin sakatlığı. Açlık grevi yapan eylemciler siyasi tutuklu ve hükümlülerden oluştuğuna göre zaten düşüncelerinden dolayı cezaevindeler. Dolayısıyla, eylemleri süresince B1 vitamini kullanmamaları kendi hafızalarını kendi düşüncelerini yine kendi elleriyle yok etmeleri anlamına geliyor. Siyaset zihinsel bir şeydir, fiziksel değildir. Eylem de yapılır tabii ki ama eylem düşüncenin sonucu oluşur. Wernicke-Korsakoff, beynin, düşünsel üretimin yok edilmesidir. Bir siyasinin bunu nasıl göze aldığına inanamıyorum ben. Bunu göze almamaları gerekiyor. Şu anda açlık grevi yapan hiçbir tutuklu ve hükümlü bu hastalığa yakalanmasın. Bu bana doğru gelmiyor. Benim anlatmak istediğim açlık grevinin ölmek için mi, direnmek için mi yapıldığı ki, bana göre direnmek için yapılır, o nedenle de B1 alınması lazım. O zaman bir şekilde bu iş bittiğinde sakat kalmazsın, bu kadar net bir şey bu. 96’da çok ölüm tehdidi aldım ben, onlarla ilgilendiğim için bir taraf olarak algılandım. Oysa, benim yaptığım bir hekim tavrıydı. Ben bir daha çocuk gibi erişkinler görmek istemiyorum, o gencecik insanların bu şekle gelmesini istemiyorum. 2000’de B1 kullandılar ve 96’dakine benzer hastalar hiçbir zaman gelişmedi.

-B1 vitamini kullanmaktan neden kaçınıyorlar sizce?

96’daki açlık grevi sonrası Bayrampaşa Cezaevi’ne sürekli gidip geldiğim için oradaki bütün örgütlerin cezaevi sorumlularıyla konuşuyordum. Diyorlardı ki; “B1’in önemini anladık ama biz hiçbir şekilde beslenmediğimiz halde herkes bizim yemek yediğimizi söylüyor. Nasıl vitamin alırız”. Ancak, gerçek ortadaydı. Çünkü, açlık grevi sırasında B1 kullanıldığında hem Wernicke-Korsakoff hastası olmuyorsun hem de ölüm süren uzuyor. Şöyle ki, metabolizma çok ilginçtir, açlık grevi sırasında vücut açlığa adapte olur, küçülür, dayanır ve insan açlıktan ölmez. B1 vitamini kullandıkları için 2000 yılındaki açlık grevcileri ölmeden 300’lü günleri gördüler. Yani kimsenin yemek yediği filan yok, B1 vitamini metabolizmanın ve sinir sisteminin dayanıklılığını arttırdığı için 60’lı, 70’li günlerde ölmüyor eylemciler.

-Bazı bilgiler de var açluk grevleriyle ilgili, B1’in Türkiye’de saf halde bulunmadığı ve yurtdışından getirilmesi gerektiğiyle ilgili.

Saf B1 olması gerekmiyor ki, B kompleksi de olur, B1, B6, B12 kompleksi var. Apikobal, Beneksol benzeri vitaminler var, bunlar da kullanılabilir. 2000’de bunlar kullanıldı.

Devlet hekimin hekimliğine karışamaz
-Eylemcinin B1 kullanmasıyla ilgili cezaevi doktoru ve cezaevi yönetimi bilgisizse veya  olumsuz bir tavır gösterirse…

Hekimlerin örgütü Tabipler Birliği’dir, devlet hekimliğin nasıl yapılacağına karışamaz. Tabipler Birliği’de elinden geleni yapıyor ama yetmeyebiliyor. Bu ülkedeki bütün hekimlerin açlık grevi sırasında B1 alınması gerektiğini bilmesine ve en önemlisi açlık sonlandırıldığında B1 içeren serum takılmasının önemini bildiğine neden güvenelim ki? Sistemde bir sürü şey aksıyorsa, bu ülkede hala açlık grevleri yapılıyorsa, tecrit oluyorsa, bu ülkede F tipi gibi uygulamalar yapılıyorsa Tabipler Birliği’nin her yere yetemeyeceğini de anlamak lazım. İdeal olan yok çünkü bu ülkede. 

Şu anda bu eylem çok yaygın yapılıyor. Tabipler Birliği ne kadar çalışsa da, cezaevindeki hekime tıp eğitiminde bu bilgi verilmediği için bilmeyebilir, o nedenle ümitsizim. B1’i bilmeyen eylemci de, hekim de var. Bu durumdan habersiz hekim açlık grevi sonlandırıldığında ya da müdahale edildiğinde eylemciye B1 vermeden şekerli serum takarsa birçok Wernicke-Korsakoff hastası olacak demektir. Bu durumdan çok korkuyorum. 

-Peki ya eylemcinin istemesine rağmen cezaevi vermiyorsa B1 vitaminini.

Eylemcilerin B1 kullanmak istemesine rağmen cezaevi yönetimi verilmesini engelliyorsa, devlet suç işliyor demektir. Bu kadar net bilimsel verilere rağmen devlet engelliyorsa, iki sonucun önünü açar. Erken ölümler ve grev sonlandırıldığında yaşam devam ederse Wernicke-Korsakoff sakatlığının gelişmesi. Her iki sonuçta çok ciddidir. Bunlara sebep olmak da suçtur.

Ölümü getiren açlık değil
-Açlık grevi süresince bir eylemci nelere maruz kalıyor?

Bu süreç ve süreler eylemcinin durumuna ve B1 depolarına göre değişiyor. Açlık grevindekiler sadece şekerli ve tuzlu su aldıklarında 40’lı günlerde ışığa, sese ve diğer birçok şeye hassasiyet gelişiyor. Durdurulamayan bulantılar, bulantılardan sonra ardı arkası kesilmeyen kusmalar başlıyor. Bu kusmalar aspirasyon dediğimiz içeriklerin akciğerlere kaçmasına neden oluyor ve bu da akciğerlerde enfeksiyon gelişmesine yol açıyor. 60’lı, 70’li günlerde de ölümler başlıyor. 1996 açlık grevinde ölen eylemcilerin otopsi bulguları ölüm nedeni olarak akciğer enfeksiyonunu gösteriyordu.

-Bu ülkenin başbakanı açlık grevindeki eylemciler için ‘az çok yiyorlar’ dedi. B1 kullandıklarında ölüm süreleri uzadığı için grev süreleri de uzayacak. Bu da 2000’deki ‘yiyorlar’ bakışını güçlendirecek.

Ölüm nedenleri açlık değil ki, açlıktan ölmüyorlar. Akciğer enfeksiyonundan ölüyorlar.
Vücudun ana komutası sinir sistemi korunduğunda metabolizma küçülerek açlığa dayanır. Bizim genlerimizde var bu. İlkel zamanlarda bir açlık, bir kıtlık, bir kuraklık olduğunda aylarca sürüyordu. Bizim atalarımız doğada yaşıyorlardı, o nedenle bizim metabolizmamızda böyle bir şey var. Dayanamayanlar öldü zaten, dayananlar bizim atalarımız oldu. 2000 yılındaki ölüm oruçları bu durumu gösterdi bize, 300’lü günlere kadar yaşadılar. O nedenle bu tip saçmalıkları umursamamak gerekir, özellikle eylemcilerin.

-50’li günlerdeyiz, kritik aşamaya geldik. Şu anda ne yapılabilir?

Yapılacak tek şey var, B1 almak. Grevin kaçıncı gününde olunduğu önemli değil. Şu andan itibaren alınırsa Wernicke-Korsakoff olmanın önüne geçilir.


Röportaj: Nevin Cerav

* editör notu: Röportajın yayımlanmasındaki katkılarından ötürü Ayşe Düzkan'a teşekkür ederiz.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Başka Haber Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Blogger tarafından desteklenmektedir.