Header Ads

Cumartesi Anneleri'nin 412. Buluşması: Katiller Aramızda Dolaşıyor


Cumartesi Anneleri, oturma eyleminin 412. haftasında Galatasaray'da buluştu. Kayıplarının fotoğrafları ile karanfiller taşıyan aileler, bu hafta Hasan Karakoç'un akıbetini sordu.

KARAKOÇ NASIL ÖLDÜRÜLDÜ?
Rıdvan Karakoç, 20 Şubat 1995 tarihinde gözaltına alındı. Hakkında arama kararı bulunan Karakoç, evi sürekli polis tarafından basıldığı için evine gidemiyordu. "Telefon etmezsem bilin ki başıma bir şey geldi, beni aramaya başlayın" diyerek ailesi ve avukatı Eren Keskin'e hergün telefon etti. Karakoç'un telefonları 20 Şubat 1995 tarihinde kesildi. O günden sonra bir daha telefon etmedi. Evi gözetim altında tutan polisler çekilirken, ev baskınları da durdu.

Gözaltına alındığı inkar edilen Rıdvan Karakoç'u ısrarla arayan ailesine 3 ay boyunca devletin tüm kurumlarından "Bizde yok" cevabı verildi. Ocak ailesinin gözaltında kaybedilen oğulları Hasan Ocak'ı ararken Beykoz Savcılığı'na aptığı başvuru sırasında Rıdvan Karakoç'un cenazesine ulaşıldı. İşkenceyle öldürülen Karakoç'un bedeninin 2 Mart 1995 tarihinde Beykoz'da ormanlık alanda bulunduğu, Adli Tıp Kurumu'nda 20 gün bekletildikten sonra Altışehir Kimsesizler Mezarlığı'nda gömüldüğü gerçeği ortaya çıktı.

295 DOSYA ARAŞTIRILMADI
Bugünkü eylemde ilk olarak söz alan Hasan Ocak'ın ağabeyi Hüseyin Ocak, Karakoç'un cenazesinin bulunması sürecini anlattı, "Hasan için Beykoz Savcılığı'na başvurduğumuzda, dosyalardan birindeki fotoğrafı Kenan Bilgin'e benzettik ve savcılığa ailesinin Bilgin'i aradığını ilettik. Sonra savcılık İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne dosyayı gönderdiğinde söz konusu kişinin Rıdvan Karakoç olduğu ortaya çıktı" dedi. Dönemin bakanlarından Mehmet Moğoltay'ın "Savcılıkta 295 şüpheli ölüm dosyayı var" sözünü hatırlatan Ocak, "O dosyaların araştırılmasını istedik, ancak devlet araştırmadı" diye konuştu. "Bu devlet, Hizbullah'ı, JİTEM'u kurdu, binlerce insanımızı yok etti" diyen Hüseyin Ocak, AKP Hükümeti'nin de kayıplar gerçeğiyle yüzleşmek istemediğinin altını çizdi.

'ŞANSLIYIZ, ÇÜNKÜ BİR MEZARIMIZ VAR'
Rıdvan Karakoç'un ağabeyi Hasan Karakoç, ailelerin mezar hakkına bile yetkililerin duyarsız kaldığına dikkat çekti, "Biz kendimizi neden şanslı sayıyoruz, biliyor musunuz? Çünkü, bir mezarımız var. Bu nasıl bir duygu anlayabilir misiniz?" diye sordu.

18 yıldır yaşadıkları acıyı hiçbir iktidarın anlamadığını belirten Karakoç, iktidara "Bizi neden görmüyor musunuz? 3. dünya ülkelerinde bile kaybedenler cezalandırıldı. Siz neden cezalandırmıyorsunuz? Sizin ileri demokrasiniz bu mu?" sorularını yöneltti. "Katiller aramızda dolaşıyor ve onlara insan muamelesi yapılıyor" diyen Karakoç, "Biz ise buradayız. Katilleri yargılayın, kemiklerimizi verin ve artık acılarımıza son verin" diye konuştu. Karakoç, bin yıl da geçse kayıplar bulunup hesabı sorulmadan sokakları terk etmeyeceklerini vurguladı.

ASİYE ANNEYE SELAM
Cumartesi Anneleri, artık sağlık sorunları nedeniyle eyleme katılamayan Karakoç'un annesi Asiye Karakoç'a selamlarını gönderdi.

'DOSYA BİZİM İÇİN KAPANMADI'
Bugünkü eylemde basın açıklamasını, babası Fehmi Tosun kaybedildiğinde 12 yaşında olan ve Cumartesi eyleminde büyüyen Besna Tosun okudu. Rıdvan Karakoç'un dosyasını açıklayan Tosun, o dönemde görevde olan yetkililerin isimlerini saydı: "Necdet Menzir İstanbul Emniyet Müdürü, Mehmet Ağar Emniyet Genel Müdürü, Hayri Kozakçıoğlu İstanbul Valisi, Nahit Menteşe İçişleri Bakanı, Tansu Çiller Başbakan, Süleyman Demirel Cumhurbaşkanı'ydı."

Kayıpların akıbetlerinin açığa çıkartılması için etkin, şeffaf ve bağımsız soruşturma yürütülmesini isteyen Tosun, "Onlar yargılanmadan bu dosya bizim için kapanmayacak" dedi.

Roboskî ailelerin de katıldığı eylem, 413. haftada buluşma sözüyle sona erdi. (etha)

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.