Header Ads

“Yıllar Önce Bu Gördüğünüz Dutlukların Yerinde Gökdelenler ve Fabrikalar Vardı”

- BEYHAN DEMİR -
Tatavla Dayanışma (Kurtuluş-Feriköy Forumu) katılımcılarının birinin facebook sayfasında gördüğüm bu söz bugün mahallelerde düzenlenen forumlara katılan ve aynı mahallelerin kenarlarındaki fabrikalarda boğaz tokluğuna çalışan işçilerin ortak hayali olur bir gün belki, kim bilir? Yıllar sonra belki de birileri gerçekten böyle cümleler kurar. Düşünmesi bile güzel…

Şişli - Bomonti’de yaşayanlar ta Bomonti Bira Fabrikası’ndan bu yana semtin pek çok üretim merkezine sahip olduğunu bilir.

Bira fabrikası kapansa da o fabrikanın hemen arkasındaki koca bir alanda pek çok ünlü markanın fabrikaları vardır, bu markalara mal üreten taşeron çalışan atölyeler de epey bir yer tutar bu semtte.

Mayıs ayına dek Bomonti sakinleri için de, pek çoğumuz için de Kazova Tekstil Fabrikası bunlardan herhangi biriydi.

Sonra birden mahallenin içinden slogan ata ata geçen, üzenlerinde “Kazanacağız” yazan kırmızı önlükleriyle kadınlı erkekli bir grup görülmeye başlandı Bomonti sokaklarında.

Her hafta çarşamba günü bağıra bağıra geçiyor sonra fabrikalar yönüne dönüp gözden kayboluyorlardı.

Gözden kayboluşları yeni değildi aslında. Epeydir görünmezlerdi. İşçiler öğle yemeklerini üç vardiya halinde yiyor, üç ayrı katın işçileri birbirlerine bile görünmez oluyorlardı.

Patronları; baba Umut Somuncu ve oğul Mustafa Ümit Somuncu, işçileri her vardiya girişi ve çıkışında parmak iziyle denetletiyor, fabrikadaki çalışma şartlarını düzeltmek için asansör yaptırmamak, ütücülerin çalıştığı bölüme dahi klima taktırmamak gibi insanlık dışı ihmallerin de yarattığı korkunç şartlarda düşük ücretle çalıştırırken, işçilerin en küçük hak talebine şiddetle cevap vermeyi de ihmal etmiyorlardı.

Kazova işçilerinin görünür olması; fabrikanın patronlarının uçan kuşa (elektrik idaresi, mahalledeki sucu, işçilerin dört aylık maaşları, üretim yaptıkları firmalar) “borç takıp” işçilerin kıdem ve ihbar tazminatlarını da ödemeden 94 işçiyi kapıya koyup fabrikayı kapadığını bildirmesiyle oldu.

Fabrika satılmış, işçiler alacaklarıyla birlikte sokağa atılmıştı.

İşçiler önce fabrika kapısında çadır kurmuş, alacakları için direnişe geçmişlerdi. Sonrasında direnişlerini duyurmak için eylemler düzenlemiş hatta açlık grevine başlayarak patronlarıyla görüşme yapmanın yollarını aramışlardı.

Kazova işçileri “forum” ahalisiyle buluşuyor…

Gezi Direnişinin devamında mahallelerde oluşturulan forumlardan bir tanesi de Tatavla Dayanışması (Kurtuluş-Feriköy Forumu) oldu. Ortanca parkında buluşup parkına sahip çıkan, parktaki yanmayan ışığı yaptırıp, mahalleyi, ülkesini, geleceğini, cinsiyetçiliği, adeletsizliği, homofobiyi konuşan forum katılımcıları, Kazova işçileriyle buluşmakta da gecikmedi.

Somuncu ailesinin muhatap almadığı işçiler fabrikayı işgal etmiş direnişlerini sürdürürken mahallelerindeki Tatavla Dayanışması, Maçka Forumu, Şişli Merkez forumuyla yanyana gelerek görünürlüklerini artırmaya başlamıştı sesleri ise artık daha sık duyuluyordu.

Kimi gün Pangaltı metro durağında “Dört aylık maaşınız çalınsa siz ne yapardınız?” diye bağıran gençlerin elinde bildiri, kimi gün ellerindeki tamamlanmamış ürünleri tamamlayıp adını “Direniş Kazakları” koyarak satış yaptıkları bir stant, kimi gün Bomonti sokaklarında “Her yer Kazova her yer Direniş” sloganıyla duyuruyorlardı seslerini.

Derken, Kazova işçileri geçtiğimiz hafta direnişin 100. gününde fabrika önünde yapacakları şenlik için bir çağrı yaptılar. Forumlar aracılığıyla yayılan çağrı fabrika önünde hep beraber halay çekilerek, Türkiye halklarının dillerinden şarkılar-türküler söylenerek geçti. Şenlikte yapılan konuşmalarla direniş ve bundan sonra neler yapılabileceği konuşuldu.

Şenlik sabahı BEDAŞ’tan gelen görevlilerin fabrikanın 120 bin liralık elektrik faturası borcunu işçilerden tahsil etmeye gelmesi direnişin karşısındaki tek gücün Somuncu ailesi ya da polis olmadığını da göstermiş oldu.

İşçiler; polisin iki kez fabrikaya girmeye çalışmasına, akşamları fabrika etrafında “Ülkücü hareket engellenemez” diye bağıran “kim olduğu bilinmeyen”lere, kendilerini muhatap almamakta ısrar eden Somuncu ailesine, seslerini duyurmalarına izin vermeyen medyaya karşı üretimde ısrarlı olduklarını, şu anda ellerinde olan ürünlerin satışından gelecek kaynakla makinaları onaracaklarını ve patronsuz-aracısız üretim yapacaklarını söylediler bir kez daha.

100. gün şenliği konuşmacılarından biri olan Av. Behiç Aşçı konuşmasını “Somuncu ailesine kolaylıklar dileyelim bari” diyerek bitirdi.

Gidişata bakılırsa patronsuz aracısız üretim fikrinin yayılabileceğini görmek çok zor değil. Fabrikanın yerine dutluk fikri de çok güzel. Daha ne olsun?

“Bu daha başlangıç” diye düşünebiliriz değil mi? MÜCADELEYE DEVAM!

Beyhan Demir
foto: Melis Tantan

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.