CHP'nin 'terör olaylarıyla ilgili komisyon önergesi' AKP ve MHP oylarıyla reddedildi


cihan/insanhaber/meclishaber/dha

CHP'nin, Meclisi terör gündemiyle olağanüstü toplantıya çağırması sebebiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nun 8. birleşimi saat 15.00'te açıldı. Birleşimi TBMM Başkanvekili Şafak Pavey yönetti.  Yapılan oylama sonucu Meclis Araştırma açılması kabul edilmedi.  Oylamada HDP ve CHP evet derken, AKP hayır oyu kullandı. MHP ise önce çekimser kaldı sonra bazı milletvekilleri hayır oyu kullandı.

CHP'nin toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi görüşüldü.



Arınç: Çözüm süreci Türkiye'nin son şansı

Hükümet adına konuşan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terör olayları sebebiyle ülkede bir üzüntünün hasıl olduğuna dikkat çekti. Yaşanan terör olaylarından dolayı insanların tepkili olduğunu dile getiren Arınç, Meclis'in daha önce konuya ilişkin yaptığı bazı çalışmaları hatırlattı.

Terör operasyonları hakkında bilgi veren Arınç, "Bugün saat 11.00 itibariyle gözaltına alınan sayısı bin 61 kişi. Serbest bırakılanların sayısı 156, tutuklananların sayısı 172. 545 kişi savcılığa sevk edilirken; 461 kişi de mahkemeye sevk edildi. PKK ile ilgili olarak şunları söylemem gerekebilir. Toplumsal gelişmenin önündeki terör meselesini ülke gündeminden çıkarmak için kararlı bir tutum sergiledik. Çözüm sürecinin nihai hedefi terörün sona erdirilmesi. Çözüm Sürecinin kamuoyuna doğru anlatılması için akil insanlar heyeti oluşturuldu. Demokratikleşme paketi amacıyla temel hak ve özgürlükler alanında yasal düzenlemeler hayata geçirildi. Çözüm sürecindeki adımlarımıza karşı örgütün sürece uygun hareket etmediği görülmektedir. 2013 Mayıs ayında silahlı unsurların ülke dışına çıkarılması söylenmişti. Silahla bırakılacak siyaset ve fikirler konuşulacak denildi. Örgüt şiddet içerikli eylemlerini devam ettirdi. 202 işyeri kundaklandı, 10 vatandaş öldü; 32 güvenlik görevlisi şehit edildi. PKK-KCK-HDP'nin süresiz eylem çağrısıyla 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan 6-8 Ekim olayları kırılma noktası olmuştur. Sadece 7 Haziran'dan bugüne 53 silahlı-bombalı saldırı düzenlendi. Çözüm sürecini başlatan irade hükümettir." şeklinde konuştu.

Çözüm sürecine yönelik şimdiye kadar bazı eleştiriler yapıldığını hatırlatan Arınç, bunların haklılığın ortaya çıktığını ifade etti. Çözüm sürecinin adının değişebileceğini ama çözüm sürecinin Türkiye'nin son şansı olduğunu, böyle bir sürece ihtiyaç olduğunu dile getiren Arınç, ayağı yere basan, örgüte silahı ve terörü bıraktıracak tedbirler alınması gerektiğini kaydetti.

İKİ DAKİKA POLEMİĞİ

Konuşma süresi biten Bülent Arınç, "Sayın Başkan ek süre verecek misiniz, diğer konuşmacılara da verilmek üzere diye?" dedi. Başkanvekili Şafak Pavey ise "Bugün olağanüstü toplandık. Konuşmanızı bitirmek üzere 2 dakika veriyorum. Diğer konuşmacılara verilecektir." karşılığını verdi. Bunun üzerine Arınç, "Madem olağanüstü toplandık çok hasis (Cimri) davrandınız. 2 dakika." ifadelerini kullandı.



HDP'li Baydemir: Meclis 'evet' derse bu savaş 48 saat içinde durur

CHP'nin toplumsal barışı tehdit eden artan terör olaylarının nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi görüşülmeye başlandı. HDP adına konuşan Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, Türkiye'nin 8 Haziran'da yeni bir döneme uyandığını ifade etti.

"Yaşanmış acıların son acımız olmasının temennisinde bulunuyoruz." diyen Baydemir, şu ifadeleri kullandı: "HDP olarak bu toplantıya dahilimiz bir daha asla bu ülkede tek bir insanımızı hayatını çatışma ortamlı içinde yitirmemesinin pratiği ve çabası olacaktır. Hepinizin vicdanına çağrıda bulunmak istiyorum. Bu Meclis, gerçekten tek bir yurttaş evladımızın hayatını yitirmesini istemiyorsak irade burasıdır. Milletin iradesi burada tecelli etmiştir. Gelin hepimiz bulunduğumuz zeminde sorumluluğumuz gereği olarak bu çatışma pratiğine 'dur' diyelim. Emin olun ki 2013 yılında seçime kadar devam eden çatışmasızlık ortamının kıymetinin ne kadar değerli olduğunu bugün daha iyi idrak edebiliyoruz. Yapmamız gereken tek şey var. Tek bir canımızın toprağa düşmeyeceği ortak iradeyi yaşama geçirmektir."

Hükümetin bir kez daha 1990’ların diğer hükümetlerin devlet refleksine geri döndüğünü iddia eden Baydemir, adeta bir milliyetçi dalga oluşturarak HDP’yi baraj altı bırakma çabasına girdiğini savundu. Erdoğan'ın 'Hükümet kuramazsak b ve c planlarımız var' dediğini hatırlatan Baydemir, şunları söyledi: "İşte o planlar 8 Haziran’da yürürlüğe girdi. Tek başına iktidar olma uğruna Türkiye’nin dört bir yanına cenazelerin gitme tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bugün bir kez daha barış zeminine geri dönüş şarttır. Yaşatılan saldırılar, partimize yönetilen 200’e yakın saldırı eğer bunlar etkin şekilde soruşturulsa ve üzerine gidilmiş olsaydı Suruç’taki katliamı Türkiye yaşamamış olacaktır. Savaş isteyenlerin restine rest ile karşılık vermek amacında değiliz. Ateşe benzin dökmek değildir. Şüphesiz ki bu tek başına izah edilmeyecek bir tabloydu. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe deklarasyonunu tanımaması Orta Doğu siyasetinde Türkiye-Suriye politikası ve Rojova statüsüne kırmızı çizgi diye karşı çıkması yani Suriye’de barbarlığa karşı mücadele eden kardeşlerimizin komşu olarak tercih edilmemesi, barış sürecinin sekteye uğramasına neden olan en önemli argümanlardan olmuştur. Her bir saldırı arka plana sahiptir.

8 Haziran sabahından itibaren tek başına iktidar olunmadığı için ülke savaşa çekiliyor. Tek başına iktidar olma uğruna fidanlar toprağa gömülüyor. İsterseniz kardeşliğime inanın, ister inanmayın Rabbim şahittir ki bütün dünya iktidarları bin kere bir askerin, bir polisin, bir gerillanın, bir sivilin yaşam hakkına binlerce kez kurban olsun. Bizim yapmamız gereken kinle, öfke ile yanıt vermekle sorunu çözemeyeceğiz. 30 yıllık pratiğimiz de buydu. Bu pratikten yeterince çektiğimiz için 2013’te müzakere masasını kurduk. Bu aşamaya kadar onlarca fedakarlık örneği vardır. Gelin el ele vererek bu toplumun tek ferdinin hayatını yitirmeyeceği bir geleceği inşa edelim. Sayın Cumhurbaşkanı’nın Çin’e gitmeden önce yaptığı konuşma, Davutoğlu’nun bugün yaptığı konuşma birlikte yaşama suikast girişimidir."

"Birbirimizden farklı düşüncelere sahip insanlarız. Benim hitabım biz saygıdeğer vekillerin vicdanınadır. Net bir duruş sahibi olmazsak toprağa düşecek her candan bizler de mesul olacağız." diyen Baydemir, "Gelin kalleşliğin olmamasının önünde biz bariyer oluşturalım. Bu coğrafya bin yıldır ittifaklarla ayaktaydı. Bugün bu Meclis 'evet' derse başta AK Parti grubu 'evet' derse vallahi bu savaş 48 saat içinde durur. 48 saat içinde tek bir insanın hayatını kaybetmeyeceği zemini yaratırız. Neden 8 Haziran sabahından itibaren bu grubun İmralı Adası’na gitmesine izin vermiyorsunuz? Neden kalıcı barışın inşasının önüne bariyer oluşturuyorsunuz? Hepinizin vicdanına çağrımdır." ifadelerini kullandı.



PAVEY'DEN VEKİLLERE: BU ÜLKE SİZİN EGOLARINIZDAN DAHA DEĞERLİ

Baydemir kürsüde konuşurken, sık sık AK Partili bazı milletvekilleri Baydemir'e tepki gösterdi. Baydemir'in sözlerine itirazlar üzerine Meclis Başkanvekili Şafak Pavey, "Bu ülke sizin egolarınızdan daha değerlidir. Sizleri sükûnete davet ediyorum." dedi.

Bağrışmaların bitmesinin ardından konuşmaya devam eden Baydemir, "Gelin Meclis Araştırma Komisyonu kuralım. İmralı’ya uygulanan tecridi kaldıralım. Bizler HDP olarak 78 milyonun barış içinde yaşaması için zalime teslim olmayacağız." diye konuştu.


'IŞİD'e karşı Türkiye tedbir almadı; Suriye'deki savaş Türkiye içine taşındı'

CHP adına konuşan İstanbul Milletvekili Murat Özçelik, sözlerine terör eylemlerini kınayarak başladı. Özçelik, "1 hafta içinde 46 vatandaşımız hayatını kaybetti, acımız çok büyük. Suruç'ta 31 gencimiz hayata veda etti ve ardından maalesef polislerimiz, askerlerimiz şehit edildi. Bunlardan dolayı büyük üzüntü duyuyoruz. Bu eylemleri gerçekleştirenleri lanetle kınıyoruz, baş sağlığı diliyoruz, sabır diliyoruz." dedi.

CHP'nin bugüne kadar hükümete sunduğu 1 gensoru, 5 genel görüşme ve 153 soru önergesini içeren kitapcığı gösteren Özçelik, şu ifadeleri kullandı: "Bu konularla ilgili iktidar kanadından cevap alamazken, bugün Bülent Arınç tarafından yapılan eleştirilerin bazılarının kabul edilmesi inancımızı ve umudumuzu artırmıştır, teşekkür etmek istiyorum. Olan olaylara biraz silsile ile bakarsak Suriye'deki iç savaşla Türkiye yaşananlarla irtibat kurmamız mümkün olacak. IŞİD’e karşı Türkiye başlangıçta tedbir, tavır almadı. Suriye’deki iç savaş Türkiye içine taşındı. IŞİD bu zaman zarfında kendisine sınır koymaksızın maalesef adam devşirme faaliyetine girişti, eğitime girişti ve Türk vatandaşları yaklaşık 10 bin kendi vatandaşımız bir şekilde ya gitti savaştı ya da o lojistik faaliyetler içinde oldu."

Bir ulusal güvenlik sorunuyla karşı karşıya olunduğunu dile getiren Özçelik, her ne kadar Türkiye hükümetinin aldığı kararlarla politikada değişiklik yapıyor gibi görünse de maalesef bu tedbirlerle güvenlik sorununun çözümlenmesinin mümkün olmadığını ifade etti. "Milletin iradesiyle oluşan Meclis her sorunu çözebilir, buna inancımız sonsuzdur, çok önemli bu sorunları el ele vererek çözebiliriz." diyen Özçelik, "Araştırma komisyonunu kurmalıyız. Çok ciddi olarak şu olaya bakmamız lazım. Çok ciddi zaaflar var. Almamız gereken tedbirlerin daha büyük olması gerektiğine inanıyorum.

Bugüne kadar şeffaf yürütülmeyen çözüm sürecinin Meclis altında ele alınması büyük önem taşıyor." şeklinde konuştu.

MHP

Milliyetçi Hareket Partisi adına konuşan Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, artık Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşananlardan dolayı kendini korumak için son şansını kullandığına dikkat çekti. "Ortadoğu'daki savaşın içini çözmeden terörle mücadele mümkün değil." diyen Özdağ, şunları söyledi: "Cumhurbaşkanı Erdoğan 'iş çığırından çıktı' demiştir. İşleri çığırından çıkaran PKK ile müzakere ve dış politikadır. Bu kısa cümle 2007’den beri MHP’nin tespitlerinin ne kadar doğru olduğunu ortaya koymuştur evet iş çığırından çıkmıştır. 2007’den beri MHP, Davutoğlu’nun söylediği Türkiye’yi eleştirmiştir. Bunu önemli görüyoruz, Davutoğlu ve Erdoğan gerçeği görmüştür. Arınç’ın yanlış yaptıklarına dair açıklamalarda bulundu bundan çok mutlu olduk. 1990’lı yıllarda PKK ile mücadelede sembol isimler, sizlerin kardeşleri, amcaları idi ve yargılanmışlardır hepsi beraat etti. Manevi darbe indirmişlerdir. AKP iktidara gelir gelmez hukuki düzenlemeleri maalesef kaldırdınız, müzakere sürecinin tehlikeye girmemesi adına güvenlik güçlerine alan boşalttırdınız. PKK otoritesini inşa etti. AKP PKK’nın vatandaşların rutin yaşamını bile yönlendirmesine izin verdi. PKK’yı rahatsız eden valiler görevden alındı, teşekkür eden valiler atandı. Erdoğan, 'Güneydoğu Anadolu’dan tabur gelmiyor' dedi doğru ama köy korucularını teker teker katlettiler. Siz köy korucularının ailelerin çatışmasızlığını anlatın bakalım ne anlatıyorsunuz. Çıkar yol Doğu’yu PKK’nın elinden almaktadır. Yere düşen devleti ayağa kaldırmaktır.

Askerlerimiz PKK’yı vurmaya devam ederken, Erdoğan 'süreç bitti' derken, Davutoğlu ise 'devam ediyor' diyor. Müzakere gibi bir çözüme devam edersiniz muhatabınız PKK olacaktır. Çıkar yol terörle mücadele stratejisinin benimsenmesidir. 2011’e kadar AKP’nin Suriye politikası Suriye ile iyi ilişkiler politikasıydı, MHP bunu destekliyordu. 2012’de bunu terk ettiniz, Esad rejimini devirme politikasına başladınız. Suriye gibi ülkelerde rejim yıkılırsa, devlet de yıkılıyor. Cihatçı gruplar Türkiye’yi merkez haline getirdiler. Bunun Türkiye’nin güvenliği için büyük bir tehdit olduğunu sizler de biliyorsunuz. Bu arada PKK’nın ele geçirdiği yerlerde bir temizlik de yaptığını görüyoruz. MHP Türkmen kardeşlerinin arkalarındadır. MHP’nin PKK ile siyasi kuruluşa karşı aldığı tavır, HDP’ye oy veren seçmeni yok sayma gibi yorumlanmaktadır. Kürtler ve Zazalar bizim öz kardeşimizdir. Müzakereler sürecinde PKK yandaşı örgütlerin büyük bir meşruluk kazandıklarını görüyoruz. Son engelleri MHP’dir. MHP'yi HDP ile projeye itmeye zorluyorlar. Biz MHP olarak PKK’nın yaptığı katliamı unutmadık ve unutmayacağız.

Çocukların katledilmesini meşrulaştıran zihniyeti affetmeyeceğiz. PKK’lıları kucaklayan vekilleri unutmayacağız. İstiklal marşımızı söylemeyen vekillerimizle de uzlaşmadık ve uzlaşmayacağız. Yurttaşlarımızdan saygısızlıktan değil şehitlerimize saygımızdandır. MHP tek başına da kalsa da vatana sahip çıkacaktır. HDP’nin sahte barış çağrılarına inanmadık, keşke samimi olsalardı. HDP’ye olan tavrımız demokrasiye bağlılığımızın sonucudur."

AKP

Kürsüye AKP Grup Başkanvekili Ahmet Aydın HDP’li Osman Baydemir’in konuşmasını eleştirdi. Aydın şunları söyledi:
Siz ideolojileri hapsederseniz hayal görür ve konuşursunuz. Ben 13 yıllık iktidar sürecinde AKP’nin gerçeklerini aktarmaya çalışıyorum. Burada sayın cumhurbaşkanımıza, başbakanımıza, hükümetimize, AKP hükümetimize söylediklerinizin kaçta kaçını PKK’ya söyleyebiliyorsunuz Allah aşkına? Biz iktidar olmak için sınırları zorlamadık. Milli iradeye saygı göstereceğimizi ifade ettik. Ama siz barajı geçmek için, statükocularla, paralelle, çetelerle tüm çözüm süreci karşıtlarıyla bir araya geldiniz. Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Kimin ne yaptığını, kimin nerede durduğunu millet çok iyi biliyor. Burada özellikle

HDP, 10 bin IŞİD’liden bahsetti Türk vatandaşı. Sordum soruşturdum, 1000 ile 1300 arasında Türk vatandaşı var. Arzumuz hiçbir vatandaşımızın hiçbir terör örgütüne girmemesi.
Ben konuşmama şu soruyu sorarak başlamak istiyorum. Bunca kaynağa rağmen neden refah ve demokrasi oluşmuyor? Neden 9 ülke yönetilemez durumda. Bunun açıklaması, ortadoğunun çocuklarının az gelişmişliği midir? Yoksa 100 yıldır bölgeye yapılan müdahaleler midir? Kardeş topluluklar olarak bu kaotik düzenin bekçisi mi olacağız, yoksa bölge halklarının kendi düzenini inşa ettiği bir düzenin savunucusu mu olacağız? AKP’nin yaptığı ilk iş devlete yüklenen anlamı ve ret, inkar politik tutumu değiştirdi. Bunlar şu an için basit görünebilir. Çünkü bu alandaki değişim, meseledeki değişim için tüm yolları açar. 1925 – 61 yılları arasında 16 rapor hazırlanmış. 87 – 2000 yılları arasında 54’ü aşkın rapor hazırlanmış. 83’ten sonra AKP’ye kadar 14 ayrı hükümet geçmiş. AKP’nin aslında yaptığı şey tekçi mühendislik projelerinin dışına çıkmaktır. Özetlemek gerekirse, kürt sorunu ve diğer iç meselelerimizin çözümünün hepimize ait olanının, hepimize ait kılınmasından geçtiğinin farkındayız. Çözüm süreci ise silahın hak araması olmaktan çıkarılmasıdır. Silahı terk ederek, siyasete yönelmektir. Devletin dönüşümünü konuşabilmemiz için silahın aradan çıkması lazım. Ancak PKK Terör örgütü saldırılarını sürdürdü. Sadece 7 Haziran’dan bu yana 657 terör eylemi gerçekleştirilmiş. Hepimizin neyin ne olduğunun bilinmesinin farkındayım ben. Operasyonlar ile erken seçim arasında bağlantı kurmaya çalışıyorlar.  AKP seçimin faturasını Kürtlere çıkararak, savaş üzerinden yeniden iktidara gelme hesapları yapıyor diye söylemlerle kamuoyu oluşturma gayreti içindeler. Evet tek başına iktidarı istedik. Çözüm sürecinin devamı için bunun gerek olduğunu söyledik. Yine cumhurbaşkanımızı neden hedefe koyuyorsunuz? Çözüm sürecini başlatan lider oldu da onun için. Cumhurbaşkanımızın söylemini okuyorum “kardeşlerim bunu çok iyi bilmemiz lazım. Sadece havadan bombalamak suretiyle bu sorunu çözemezsiniz. Şu anda Kobani de düştü, düşüyor. Buradaki inceliği görmeniz gerekiyor. Koalisyon konusunda zihni hazırlığı dahi olmayanların, AKP’yle asla diyenlerin, blok siyasetinden bahsedenlerin bize söyleyecek tek sözü olmaz.  HDP yöneticileri neler diyor? PKK terör örgütü saldırılar hakkında bu yöneticilerin lanetlediklerini kınadıklarını duydunuz mu? Biz şunu diyorum, DAEŞ olsun, PKK olsun, kaynağı kim olursa olsun, kime karşı işlenirse işlensin, bütün terör örgütlerini kınıyoruz, lanetliyoruz.

Örgütün ateşkesin ve çözüm sürecinin bittiği ilan eden onca açıklamalarını, eylemleri hiç gündeme getirmeden, hükümetin ateşkesi bitirdiği şeklindeki algı operasyonları birilerinin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Kimi isimler, polislere yönelik katliamı doğru bulmadıkları yönünde açıklama yaptılar. Ama doğrudan PKK’ya laf söylemediler. Bir fail var, o da PKK terör örgütüdür. Defalarca söyledik, bugün bir kez daha haykırıyorum burada. Hükümetimiz ile DAEŞ arasında ilişki kuran yalancı müfterilerdir. Bunlar haksız mesnetsiz yalan itiraflardır.

Bölgedeki bütün devletler, halklar ve örgütler DEAŞ koduyla yeniden formatlanmaya zorlanmakta, herhangi birinin yenilmeyeceği bir denklem için en organize örnek sunulmaktadır. Türkiye 10 ekim 2013’ten bu yana 1600 kişiyi sınır dışı etmiş, 15 binden fazla kişiye giriş yasağı koymuş.

Bir köşe yazarı çıkıp sayın cumhurbaşkanımızı hedef gösterdi. Erdoğan karşıtlığı gözlerini kör ettiği gibi maalesef vicdanları da yok etmiş. Buna rağmen tek bir delili ortaya koymadan Türkiye’yi suçlamak küresel güçlerin figüranı olmaktır. Biz hem ülkemizde hem bölgemizde terör istemiyoruz, düzen istiyoruz, çözüm istiyoruz.
Biz çözüm sürecinde neler yapmışız? Bugüne kadar 160 maddede pozitif adım atarak önemli gelişmelere neden oldu.

PKK’nın Dağlıca saldırısıyla başladı 12 asker şehit oldu. Güngören’de 18 kişi hayatını kaybetti. Aktütün saldırısında 15 asker şehit oldu. Silvan Reşadiye Diyarbakır bölgelerinde PKK’nın saldırıları oldu. örgüt defalarca hükümeti tehdit etti. Siyasi iradeye düşmanca tavır takınıldı. PKK çekilmeyi durdurduğunu açıkladı. KCK, ateşkesi tek taraflı sona erdirdiğini açıkladı. HDP Kobani nedeniyle halkı sokağa çağırdı. 6-7 Eylül’de 52 vatandaşımız hayatını kaybetti. Yüksekova’da çarşıdaki askerlerimiz arkadan vuruldu. 7 Haziran’dan bu tarihe de olan terör eylemi sayısı 657.
Burada kim terörden yana, kim barıştan yana? Kim siyaset diyor, kim silah diyor? İşte devlet bütün bunlara izin vermez. Devlet teröre izin vermez. Devlet durduk yere operasyon yapmıyor. Barışa kimin suikast düzenlediğini HDP görsün diyorum.

Ya silah ve terör diyeceksiniz, ya demokrasi ve siyaset diyeceksiniz. Safınızı belli edeceksiniz. Silahla siyaset bir arada yürümez. HDP bir yol ayrımında, bir tercih yapmak durumundadır. Hani silahlar susun fikirler konuşsun diyorduk. Ne oldu? Silahların susması lazım eğer siyaset yapılacaksa. Bu ülkenin işadamlarını gazetecilerini yargıçlarını katleden DHKPC’nin terör faaliyetlerini neden buharlaştırıyorsunuz? DHKPC bize desteğini iletti diyen siyasi parti liderleri var. siyasi partiler var. Terör örgütlerini incelediğimizde tüm terör örgütlerinin içinde bir DEAŞ anlayışı olduğunu göreceksiniz. PKK’nın Baas rejimini ayakta tutmak için binlerce kişiyi katleden DEAŞ’tan farkı nedir? Ulusal güvenliğimizi kim tehdit ederse, kim şiddet uygularsa onun karşısında da sonuna kadar mücadele edilecektir."

LEVENT GÖK'ÜN KONUŞMASI

Dana sonra kürsüye önerge sahibi CHP'li Levent Gök geldi. Gök özetle şunları söyledi: "CHP olarak vermiş olduğumuz araştırma önergesinin, önerge sahibi olarak söz aldım. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyorum. Konuşmama başlamadan önce bugüne kadar terörden hayatını kaybeden tüm masum insanları, şehitlerimizi askerlerimizi polislerimizi ayrım gözetmeksizin ve terör nereden gelirse gelsin, terörü kim yaparsa yapsın hepsini kınayarak rahmetle anıyorum. Bütün Türkiye bugün bizi izliyor. TBMM terör karşısında nasıl duracak diye herkes bizi dikkatle izliyor. Konuşmaları izliyorum, tam da terörizmin amacına hizmet eden, halkımızda yaratacağı kaos ortamını yok edici konuşmalar yapılması yerine, tam da bunun aksi konuşmaların yapılmasından büyük üzüntü duyduğumu belirtmek isterim. Kendimizi toparlayalım, konuşmalarımıza dikkat edelim. Teröristler bizi kıs kıs gülerek izliyorlar.

CHP olarak biz onun için olağanüstü toplantıya çağırdık meclisimizi. Bu meclis yeni bir siyasi iradenin toplandığı meclis. Bugün tartıştığımız sonuç AKP iktidarının, iktidardan gitmesiyle onların yaratığı sonuç. 2002-2007-2011’de iktidara gelmiş ve 7 Haziran seçimlerinde iktidarı kaybetmiş AKP iktidarının sonucunu, bu parlamento tartışmayacak da neyi tartışacaksınız? Ortaya çıkan sonuç, eski iktidarların sonucudur. Topu birbirimize atarak işin içinden çıkılmaz. Bugün IŞİD diyorsak, çözüm süreci diye adlandırılan sürecin bittiğini söylüyorsanız bunun sorumlusu siyasi iktidardır. 4 yıl önce yanlış Ortadoğu politikasından dolayı suriyedeki çatışmanın iç çatışma tarafından dolayuı, silahların türkiye’ye döneceğini 4 yıldır soruyoruz.

153 soru önergesi vermişiz hiçbirinden sonuç alamamışız. IŞİD tehlikesine karşı uyarmışız biz iktidarı. Siyasi iktidarı şimdi hava operasyonları yaptığından bahsediyor. E Peki siz o kadar kişiyi gözaltına alabiliyorsanız, neden daha önce almadınız da bunları önlemediniz? İktidar diyor ki, biz hava operasyonu yapıyoruz. Biz de şimdi TV’den IŞİD’in açtığı hendekleri izliyoruz.
IŞİD denen tehlike Türkiye’nin içinde bunu anlatmaya çalıştık. Ben Nisan ayında 25 kişilik ailesinin tamamını IŞİD’e kaptıran vatandaşı TBMM’ye getirdim. Lütfen sesimi duyun dedi. Sincan’dan cumhurbaşkanlığı sarayı’nın hemen dibinde IŞİD tehlikesi olduğunu biliyor musunuz? Sincan’dan IŞİD’e dolmuş sefeleri yaptığını biliyor musunuz? Anlattık görmediniz. IŞİD’i işitmediniz. Böyle bir tablo vahim bir tablodur. İstanbul’un göbeğinde, Konya’da, Ankara’nın Sincan’ın da her yerde var. Tehlike büyüktür ve vahimdir. Komisyon kurmayacağız da ne yapacağız? İktidarın bir diğer konusu da çözüm süreciyle adlandırdığı süreçte adlandırdığı nokta. Bu süreci başlattığınızda dedik, yanlış yapıyorsunuz. CHP kürt sorununun çözümünden yanadır. Bunun çözmenin adresi TBMM’dir, size biz krediyi veriyoruz dediğimiz zaman, siz bizim kredimizi elimizin tersiyle ittiniz. Biz bu sorunun TBMM’de çözülmesinden yanayız. CHP olarak terörün her türlüsüne karşıyız. Kıvırtmadan, isim vererek IŞİD’in terörüne de PKK’nın terörüne de karşıyız. Ama ülkemizdeki Kürt sorunun çözümünün adresi de demokrasi, insan hakları bağlamında TBMM’dir. Bundan da kaçmıyoruz. Terör moral değerlerimizi çökertmeye çalışıyor. Bütün siyasi partilerin ortak dayanışmasını talep ediyoruz, var mısınız buna?" Meclis’i niye topladınız diyorsunuz. Terör karşısında toplanmayacağız da, masum insanların ölümüne engel olmak için toplanmayacağız da ne zaman toplanacağız? Biz sorumluluğumuzu biliyoruz. Bütün partileri ortak bir dayanışmaya davet ediyoruz. Çünkü biz CHP’yiz, niçin bunu yapıyoruz, çünkü biz Mustafa Kemal Atatürk’ün partisiyiz. Bizim birinci ilkemiz, yurtta barış dünyada barıştır. Onun için yapıyoruz."

PAVEY 'SÖZ HAKKI VERDİ'

Bu konuşmanın ardından Şafa Pavey, Meclis araştırma önergesi üzerindeki konuşmalar tamamlandığını söyledi. Pavey, "Tutanaklar incelenmiştir, söz talep eden HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'e ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a cevap için söz vereceğim. Bunun yeni bir sataşmaya yol açmamasını özellikle rica ediyorum" dedi.

BALUKEN'İN KONUŞMASI

Kürsüye gelen İdris Baluken şöyle konuştu: "Bugünkü görüşmelerden büyük bir hicap duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. Dışardan devreden çıkan aklın meclis’te de devreden çıktığını ifade etmek istiyorum. Beklenti burada rasyonel bir takım tartışmaların yapılması ve ülkede oluk oluk akan kanın durması. Biz HDP olarak bu tartışmaların devam edecek genel kurul oturumlarında değerlendirilmesi gerektiğini ve Türki,ye’nin savaş girdabından çıkmasıyla ilgili meclis’in sürece müdahil olmasını ifade etmiştir. Siyasi partiler birbirine laf yetiştişrmenin peşine düştüğü için, bütün halkımızı hayal kırıkılığına uğratarak genel kurulu bitireceğiz. Bunları ifade ederken cevap verme hakkım da ortadan kalkmış oluyor. CHP’nin vermiş olduğu araştırma önergesine bir destek verip meclis bünyesinde oluşturulan komisyonla, suruç Adıyaman Ceylanpınar başta olmak üzere bütün olayların araştırılması ve gerekli tedbirlerin Meclis’te araştırılmasını başarmak zorundayız. Halkımızın bizden beklentisi var. Her bir vekili, CHP’li hem de AKP'li, bu önergeye destek vermeye çağırıyorum."

ARINÇ'IN KONUŞMASI

Baydemir’in konuşması sırasında suçlamalarıyla ilgili kürsüye geldiğini belirten Bülent Arınç şöyle konuştu: "Baydemir’i geçmişten tanıyorum. Kendisinin çözüm süreci konusunda da çatışmaların bitmesi konusunda iyi ve samimi dileklerine katılırım. Ancak onun bugün konuşması büyük bir talihsizliktir. Eğer kadın milletvekili ve eşbaşkan konuşmuş olsaydı, biz sırtımızı PKK’ya PYD’ye yasladık diyebilecekti. Veya erkek sayın eşbaşkan konuşmuş olsaydı silahlanın, bu hükümetten hesabınızı görün diyecekti. Hükümetimizin yaptığı terörle ve teröristle mücadele kapsamında… Hiç telaşlanmayın, dinlemesini bilin. Bakınız, iki tane polisimiz ensesinden vurularka öldürüldü. PKK’nın örgütü bunu üstlendi. PKK’nın yayınladığı bildiri, “HPG’li gençler polislere cezasını verdi.”

'HANIMEFENDİ BİR KADIN OLARAK SUS'

HDP'li Nursel Aydoğan'a seslenen Arınç,  "Hanımefendi sus, bir kadın olarak sus. Bakınız binbaşının öldürülmesi karşısında, Özgür Gündem’in bugünkü sayısında şunu söylüyor “milizgir diyor, HPG eylemin komuta konseyinin üyesi Şervan Varto’nun hava saldırısında katledilmesinin misillemesi olduğu yazıldı" dedi. Sizin utanarak gerilla dediğiniz…" Süresi bittiği için Arınç'ın konuşması kesildi.

BAYDEMİR'İN KONUŞMASI

Dana sonra kürsüye gelen HDP'li Osman Baydemir şöyle konuştu: "Osman Baydemir olarak Şanlıurfa milletvekili olarak, burada bulunan 550 parlamenterin tümünün benim şahsıma yönelik herhangi bir hakaretinizin, benim nazarımda ve ideallerim nazarında bir kıymeti harbiyesi yoktur. Şu anda bu parlemento 78 milyon insanın mukadderatını etkileyecek, yakın geleceğini etkileyecek bir hayati meseleyi istişare ediyor. Savaş dediğimiz illet, sorunlara çözüm bulmadığında, siyaset mekanizması hayatı korumadığında, aslında barışı yönetemediğinde insanların hayatı üzerinde adeta kumar oynanıyor. Bu kürsüde oturanlar, onlar hayatın gerçeğinden geliyorlar. Onlar çatışma zeminini iliklerine kadar yaşayan insanlar. Ama bizler sizler öyle değiliz. Gerçek hayat, savaş burada konuştuğumuz gibi değil. gelin bir kez daha henüz yol yakınken, henüz yanlıştan dönüş imkanı varken, gelin bir kez daha savaş önünde engel oluşturalım. Türkiye’nin 78 milyon nüfusun, türkü kürdü lazı çerkezi arabı bir bütün olarak ermenisi süryanisi ezidisi alevisi dindar Müslümanı…" (Süresi bittiği için Baydemir'in konuşması burada kesildi.)

KABUL EDİLMEDİ

Konuşmaların ardından terör için komisyon kurulup kurulmaması konusunda oylamaya geçildi. Şafak Pavey sonucu şöyle açıkladı: "Katip üyelerin görüşü alınmıştır. Kabul etmeyenlerin sayısı daha fazla çıkmıştır. Meclis araştırılması önerisi kabul edilmemiştir."

Oylamada HDP ve CHP evet derken, AKP hayır oyu kullandı. MHP ise çekimser kaldı.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Başka Haber Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Blogger tarafından desteklenmektedir.