Can Dündar'ın mahkemedeki savunması: Bugün olsa yine yayınlarım


Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Susurluk’ta da devletin suça bulaştığını ve 'devlet sırrı' denilerek olayların gizlenmeye çalışıldığını belirtti. O dönemde de bunlara karşı çıktıklarını ifade eden Dündar, casuslukla suçlanmalarına, “Bir casus düşünün ki elde ettiği bilgiyi ertesi gün okurlarıyla paylaşıyor. Bir casus düşünün ki paylaştığı haberden 5,5 ay sonra karşınıza geliyor, 5,5 aydır elini kolunu sallayarak geziyor.” dedi.

Can Dündar ve Erdem Gül, MİT TIR’larının silah taşıdığına dair haber ve görüntüleri yayınladıkları gerekçesiyle dün gece tutuklandılar. Dündar mahkeme savunmasında suçlamaları reddetti. Cumhurbaşkanının ‘ne istediler de vermedik’ dediği bir yapıya yadım etmekle suçlandığını ifade eden Dündar, MİT TIR'ları meselesini ilk yazanın da kendileri olmadığını söyledi. Bir ülkenin jandarması ile istihbaratçılarının birbirine silah çekecek hale nasıl gelebileceğini soran Dündar, bunun iddia edilen ikili yapının sonucu olduğunu kaydetti.

Savcıların, MİT TIR'larının nasıl çevrildiğini anlattıklarını hatırlatan Dündar, TIR'larının nasıl çevrildiğinin görüntülerine ulaştıklarını belirtti. MİT’in ‘ülke dışına silah nakli yapmıyorduk; ülke içine yapılıyordu’ dediğini ifade eden Dündar, Başbakanlığın ise ‘gıda ve insani yardım taşıyorduk’ açıklamasında bulunduğunu söyledi. Sonradan bunun gıda olmadığı ortaya çıkınca ‘Türkmenlere gönderildi’ dendiğini ifade etti. Dündar, “O zamanki muhalefet genel başkan yardımcısı Tuğrul Türkeş dedi ki, ‘Ben bizzat biliyorum vallahi billahi o TIR'lar Türkmenlere gitmiyordu.’ Bu şahıs şu anda Başbakan Yardımcısı, gerekirse mahkemede tanıklığına başvurulabileceğini düşünüyorum.” dedi.

İstihbarat teşkilatının kendi görev tanımında olmayan bir silah nakli gerçekleştirdiğini ifade eden Dündar, “Yani suç işliyordu. Bu ulusal hukukta da suç uluslararası hukukta da suç. Ülkenin milli menfaatleri doğrultusunda gizli kalması gereken bilgileri açıklamışım. Ben ülkemin milli menfaatlerinin yalan söylemekten geçtiğine inanmıyorum. Ben bu halkın milli menfaatlerinin istihbarat teşkilatının kanun dışı silah ve insan ticaretinde olduğuna inanmıyorum. Hiçbir suç gizli damgasıyla örtbas edilemez ve devlet yurttaşına yalan söyleyerek adil bir devlet olamaz.” ifadelerini kullandı.

Bir devlet adamının görevinin böyle durumlarda devleti düştüğü zor durumdan kurtarmak olabileceğini belirten Dündar, “Ama hatırlatmak isterim ki gazeteci bir devlet memuru değildir. Benim görevim; halk adına devleti denetlemek, devlet bir hata yapıyorsa hükümet bir yanlış olaya bulaşmışsa kamu adına bunun hesabını sormaktır.” diye konuştu.

Bu silah naklinin uluslararası çapta yankısı olan bir olay olduğunu söyleyen Dündar, “Devlet adamları ‘o TIR'larda ilaç vardı’ diyor. İlaç kutularını kaldırdığınız zaman içinde silah olduğunu görüyorsunuz. Nereye gittiğini de bilmiyoruz. Nereye gittiği beni ikinci derecede ilgilendiriyor.” dedi.

Birisinin bunun hesabını sorması gerektiğini anlatan Dündar, “Bu devlet içindeki çatışmadan olabilir. Uluslararası bir tezgah olabilir. Devlet radikal islamcıları silahlandırıyor olabilir ve hiçbir milli menfaaat bunu meşru gösteremez. Gazeteci olarak benim görevim kamuyu bundan haberdar etmektir. Ama aynı zamanda devleti de önemli bir yanlıştan kurtardığımızı düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

'BENZER OLAYLAR SUSURLUK'TA DA YAŞANDI'

Benzer şeyleri daha önce Susurluk olayında da gördüklerine işaret eden Dündar, “Devlet illegal yollara başvurabiliyor. Suçluluları kullanabiliyor, suç işleyebiliyor. Çok rahatlıkla yaptığı vahim hataları çok gizli damgalı dosyalarla devlet sırrı haline sokup kendini aklamaya çalışıyor. O dönemde de bunlara karşı çıktık ve yayınlayarak belki devletin daha temiz bir topluma evrilmesine yardımcı olduk.” ifadelerini kullandı.

Bugün de böyle bir durum yaşandığını kaydeden Dündar, “Ne yazık ki devlet bütün uluslararası toplumun tepki gösterdiği bir silah ve insan ticaretine aracılık etiği ortaya çıktı. Bütün uluslararası basında bunlar yer aldı.” dedi.
Devlet sırrı meselesine değinmek istediğini ifade eden Dündar, dünya örneklerini incelediğini aktardı. Bunların en bilinenlerinin Watergate skandalı ve Irangate skandalı olduğunu söyledi. Son dönemde Wikileaks belgelerinin yayınlanmasının da yine bu konuyu gündeme getirdiğini belirten Dündar, “Burada temel mesele şudur: Devletin güvenlik ihtiyacı var. Bunun karşısında da halkın bilme hakkı ve gazetecilerin ifade özgürlüğü var. Bunlar çatıştığı zaman ne olur? Aslında konuştuğumuz şey bu. Ben burada ifade özgürlüğünün belli konularda devletin güvenlik ihtiyacının önüne çıktığını düşünüyorum. Hiçbir şekilde devletin suç işleme özgürlüğü yoktur. Hiçbir güvenlik gerekçesi suçu örtmeye yetmez.” diye konuştu.

Bu haber nedeniyle tutuklanmaları ve yargılanmaları halinde bunun hem Türkiye hem uluslararası kamuoyu önünde, yalan haber yaptıkları iddiasıyla olmayacağını kaydeden Dündar, “Bu devletin halkına yalan söylediğini belgelediğimiz için olacaktır ve bütün mahkeme sürecinde biz bu yalanı belgeleriyle ortaya koyacağız.” şeklinde konuştu.

Watergate skandalında da aynı şekilde devletin gizlemeye çalıştığını ifade eden Dündar, sonunda başkanın istifasıyla sonuçlandığını kaydetti. İrangate'te Amerika'nın İran'a gizli silah satışının belgelendiğini hatırlatan Dündar, bütün sorumluların mahkeme önünde hesap verdiğini söyledi. Dündar, "Wikileaks, Amerika'nın Irak'taki bütün hukuksuz uygulamalarını belgeleriyle ortaya koydu. Burada beni casuslukla itham edebileceğiniz hiçbir konu yok. Kendi ülkemizin istihbaratı dahil hiçbir ülkeyle ilişkim yok. Sözünü ettiğiniz Fethullah terör örgütüyle ilgim olmadığı gibi ona karşı mücadele etmiş bir insanım.” dedi.

CASUSLUK SUÇLAMASINI REDDETTİ

Casusluk suçlamasını reddeden Dündar şunları kaydetti: “Bir casus düşünün ki elde ettiği bilgiyi ertesi gün okurlarıyla paylaşıyor. Bir casus düşünün ki paylaştığı haberden beş buçuk ay sonra karşınıza geliyor, beş buçuk aydır elini kolunu sallayarak geziyor. Ben yapılanın iyi bir gazetecilik olduğunu düşünüyorum. Bugün olsa yine yayınlarım. Kamuoyu iyi ki bunları öğrendi. İyi ki Cumhurbaşkanı dün 'silahsa silah ne olmuş yani' deme noktasına geldi. Böyle diyerek bu görüntülerin montaj ve sahte olduğu iddialarını da boşa çıkartmış oldu. Yani kabul etti. Bu bile bize yönelik suçlamanın düşmesi için yeterli olduğunu düşünüyorum.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 'silahsa silah ne olmuş’ şeklindeki ifadesini hatırlatan Dündar, “Ben de haberse haber ne olmuş yani diyorum.” dedi.

Dündar, hiçbir çıkar grubuyla, cemaatle, istihbaratla ilgisi olmadığını, gazetecilik dışında bir mesleği ve amacının olmadığını söyledi.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Başka Haber Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Blogger tarafından desteklenmektedir.