Header Ads

CHP: 'AKP devleti, terörün yarattığı korku, acı ve gözyaşının sorumluluğundan kaçamaz'


Bugün gerçekleştirilen CHP Parti Meclisi toplantısının ardından bir bildiri yayımlandı.

Bildiri şöyle:

17 Mart 2016 Perşembe günü toplanan CHP Parti Meclisi’nde Ankara- Kızılay’da gerçekleşen menfur terör saldırısı da dâhil, ülkemizin maruz kaldığı tüm terör saldırıları ve diğer gündem başlıkları değerlendirilmiştir.

Öncelikle, Ankara saldırısında hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Terör şehitlerimizin ailelerine, sevenlerine ve tüm milletimize başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

CHP Parti Meclisi olarak, terörü en şiddetli şekilde kınıyor ve hiçbir gerekçenin terörü meşrulaştıramayacağını savunuyoruz. Ankara’daki alçak terör saldırısını ve diğer tüm terör eylemlerini gerçekleştirenleri lanetliyor, saldırıların arkasındaki güçleri, bir insanlık suçunun ortakları olarak tanımlıyoruz.

Teröre karşı mücadelede, özgürlükler ve güvenliğin evrensel demokratik ilkeler çerçevesinde, her ikisinden vazgeçmeden sağlanması gerektiğine inanıyoruz. Siyasal iktidar, terörü bahane ederek hukuksuz ve anti demokratik uygulamalarıyla Türkiye’nin içinde bulunduğu istikrarsızlığı pekiştirmektedir. 14 yıllık iktidarı döneminde ülkemizi ekonomik ve sosyal çöküntüye sürükleyen AKP devletinin, bizzat kendi yönetim zafiyetinden güç alan terörün yarattığı korku, acı ve gözyaşının sorumluluğundan kaçamayacağını da vurguluyoruz.

Yaşanan anti demokratik sürecin bir örneği olarak, Cumhurbaşkanı’nın “Akademisyen de terörist olabilir” şeklindeki ifadesinin hemen ardından üç akademisyen tutuklandı. Bu tutuklama, bir bildiriye imza atmak yoluyla ifade özgürlüklerini kullandıkları için hukuku tamamen hiçe sayan bir mahkeme kararıyla gerçekleşti. Fikir ve ifade özgürlüğü kapsamında görüşlerini açıklayan Esra Mungan, Muzaffer Kaya ve Kıvanç Ersoy’un tutuklanmalarını CHP Parti Meclisi olarak şiddetle kınıyoruz.

Söz konusu soruşturma ve tutuklamalar yalnızca bir bildiriyi ve o bildiriyi destekleyen
akademisyenleri hedef almanın ötesinde, mevcut tek adam rejiminin her türlü demokratik eleştiriye ve toplumsal muhalefete gözdağı verme arayışının bir tezahürüdür. Üç akademisyenin tutuklanmasıyla, Türkiye’de özgürlükler üzerindeki baskılar yeni bir aşamaya girmiştir. Bundan böyle, siyasal iktidarın istemediği düşünceleri ifade eden herkes, hukuka değil iktidara hizmet eden sulh ceza hâkimlikleri tarafından tutuklanarak susturulma tehlikesi ile karşı karşıyadır.

Demokratik rejimleri, otoriter rejimlerden ayıran temel özelliklerden biri siyasal iktidarların hoşuna gitmeyen düşüncelerin de serbestçe ifadesinin güvence altında olmasıdır. Uluslararası hukuka göre düşünce ve ifade özgürlüğünün sınırı açıkça şiddete teşvik, ırkçılık, ayrımcılık ve nefret söylemidir. Bu çerçevede, Cumhuriyet Halk Partisi Parti Meclisi, demokratik değerlere olan bağlılığının gereği olarak, her vatandaşımızın ifade özgürlüğünü, her türlü anti demokratik baskıya karşı sonuna kadar savunmaya devam edecektir. Hukukun temel prensiplerini tamamen hiçe sayan siyasi bir karar sonucu tutuklanan üç bilim insanı, derhal serbest bırakılmalıdır.

AKP’nin baskı yoluyla sindirme, korkutma politikalarına boyun eğmeyeceğimizi, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde demokrasinin meşru gördüğü her yola başvuracağımızı; Kürt Sorununu, toplumsal barış ve kardeşlik hukuku çerçevesinde ve parlamento zemininde çözme mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.