Header Ads

Kılıçdaroğlu: Hep beraber 'Yaşasın Cumhuriyet, Yaşasın Kadın-Erkek Eşitliği’ diyelim


CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın düzenlediği “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” programında konuşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Çocuğunuzu sevdiğiniz gibi ülkenizi, vatanınızı sevdiğinizi de çok iyi biliyorum. Nene Hatun’sunuz siz. Ayşeler, Fatmalar nasıl Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda mücadele ettilerse, aynı mücadeleyi 21. yüzyılın Türkiye’sinde kadın-erkek omuz omuza yapacağız.” dedi.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

Hepinize çok teşekkür ediyorum. Değerli konuşmacılarımızı dinlediniz. Ateşli konuşmalar yaptılar. Belki ben konuşmamda biraz dramdan da söz edeceğim, acılarınızdan da söz edeceğim, gözyaşlarından söz edeceğim. Ama bir şey var. Bir konuda anlaşmalıyız. Eğer güzel bir Türkiye istiyorsak, hiçbir kadının ağlamadığı, hiçbir annenin ağlamadığı bir Türkiye istiyorsak, çocuklarımız okula güler yüzle gitsinler diyorsak, bu ülkede herkesin karnı doysun diyorsak bunun bir tek adresi var, tek adresi var. O adres Cumhuriyet Halk Partisidir.

Sizin mücadelenizden söz edeceğim. Mayıs 1919 İstanbul işgal altında. Sultanahmet’te bir kadın konuşuyor. Milli Kurtuluş Savaşı’nı başlatan hareketlerden birisidir. Adı Halide Edip. İşgal altında İstanbul ve Türkiye’yi milli kurtuluşa davet ediyor ve bir kadın.

Geliyorum 2016’ya; İstanbul işgal altında değil ama İstanbul’da kadınlar seslerini yükseltmek istiyorlar ama meydanlar yasaklanıyor. O zaman düşünmemiz gerekiyor düşman işgali altındaki bir İstanbul’da kadınlar mücadele veriyor, sözde demokrasinin olduğu bir ülkede kadınlar sokağa çıkamıyor. Bu gerçeği bütün kadınlarımızın görmesini istiyorum. Eğer bu gerçeği görürsek hangi koşullarda mücadele ettiğimizi de çok iyi anlamış oluruz.

Yine bir şey daha. Kurtuluş Savaşı’ndan arkadaşlar örnekler verdiler. Size isimler vermek istiyorum. Şerife Bacı, İnebolu’ndan Kastamonu’ya silah getiren, taşıyandır Şerife Bacı. Erzurumlu Kara Fatma, Fatma Seher Erden. 300 kişilik birliğiyle Başkomutanlık Muhaberesi’ne katılmıştır. Halime Çavuş, savaşa katılmak için saçlarını kısa kestirmiş, erkek kıyafeti giymiş ve orduya katılmıştır. Ta ki, erkek olduğu anlaşılıncaya kadar mücadelesini sonuna kadar götürmüştür. Hafız Selman İzbeli, ilk kez Kastamonu’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde yer alan bir kadın kardeşimizdir. Gördesli Makbule hanım, Ali Efe’yle beraber düşmana karşı savaşmıştır. Çetin Emir Ayşe, kocasını kaybetmiştir, Çanakkale’de ölmüştür Emir Ayşe’nin kocası. Kocasından sadece elmas küpeleri kalmıştır ve Emir Ayşe elmas küpelerini satmış ve bir silah satın almıştır ve Yörük Ali Efe’yle birlikte Aydın’ın kurtuluşuna katılmıştır. Rahmiye hanım, Osmaniyelidir. 9. Tümenin 1920’de Fransızlara karşı yaptığı mücadelenin önlerinde yer almıştır ve kendisi bu mücadelede şehit düşmüştür. Tarsuslu Kara Fatma, 8 – 10 kişilik milisiyle Afyon savaşına katılmıştır. Saime hanım, milli mücadelede 15 Mayıs 1919’da Kadıköy’de düzenlenen mitinge katılmış ve istiklal madalyası almıştır cephede yaralandığı için. Süreyya hanım, 500 kişilik bir ekiple beraber 1,5 aylık mücadelesini yapmıştır. Satı Çırpan, millet mekteplerinde okuma – yazma öğrenmiş, kurtuluş savaşında cepheye gitmiş ve 1934’te ilk kez kadın milletvekili olarak parlamentoda görev almıştır. Bu mücadeleden geliyor kadın hareketi.

Peki Mustafa Kemal Atatürk kadınların verdiği bu mücadeleyi unuttu mu? Asla unutmadı. 1934’te kadınlara seçme seçilme hakkını getirdi. Her alanda, ister muhtar, ister belediye başkanı, ister milletvekili, seçme ve seçilme hakkı getirdi. Ben size diğer ülkelerden örnek vereceğim. 1934’te Türkiye’de kadına seçme ve seçilme hakkı getirilirken Fransa’da bu hak 10 yıl sonra 1944’te verildi. İtalya’da 1946’da. Arjantin ve Meksika’da 1946’da. Japonya’da 1945’te. Çin’de 1947’de, Yunanistan’da 1952’de, İsviçre’de 1971 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verildi. Ama Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1934 yılında kadınlara seçme ve seçilme hakkı verdi.

O nedenle söylüyorum, ülkenin yaşanacak bir Türkiye olması için kadına ihtiyacı var. O nedenle söylüyorum, kadınların gelecekleri tek parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir. Eğer size seçme ve seçilme hakkını bu parti verdiyse, bu partiye çok daha fazla ilgi göstermeniz gerekiyor.

Bir şey daha. Osmanlı’dan nasıl bir miras devraldığımızı size aktarayım. Cumhuriyet kurulduğunda erkeklerin sadece %7’si, kadınların ise sadece binde 4’ü okuma yazma biliyordu. Bin kadından dört kadın okuma-yazma biliyor. Ve 100 erkekten de sadece 7’si. Böyle kuruldu cumhuriyet. Şimdi istiyoruz ki, bütün kadınlarımız, çocuklarımız okuma – yazma bilsin. Peki tablo nedir? Şu anda Türkiye’de 2 milyon 600 bin kişi okuma-yazma bilmiyor. Bunların 2 milyon 200 bini kadın. 2 milyon 200 bin kadınımız 21.yüzyılın Türkiye’sinde okuma yazma bilmiyor.

O zaman gelin hep beraber mücadelemizi, bayrağımızı yükseklere kaldıralım ve hep beraber haykıralım. ‘Yaşasın Cumhuriyet’ diyelim, ‘Yaşasın Kadın Erkek Eşitliği’ diyelim, ‘Yaşasın Türkiye’ diyelim.

ANAYASANIN İLK 4 MADDESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR

Bakın, ben size bir şey daha anlatıyım. Bu anayasa; diyorlar ki, anayasayı değiştireceğiz. Eyvallah. Niye masaya gelmiyorsunuz diyorlar. Kendilerine söyledik anayasayı değiştireceksek bir; ilk 4 maddeyle ilgili bizim kırmızı çizgimiz var. İlk 4 madde bizim dedelerimizin cumhuriyeti kurarken ortaya koydukları iradedir, o iradeye biz toz kondurmayız.

İki; Osmanlı’dan gelen parlamenter sistemimiz var. “Gelin parlamenter sistemimiz var, gelin parlamenter sistemi güçlendirelim. Buna varsanız evet...” dedik. Şimdi soruyorlar ilk 4 maddede ne var, neden sizin kırmızı çizginizdir? Onları size okuyayım.
Bakın sevgili kadınlar, ilk 4 maddenin birincisi: Türkiye devleti bir cumhuriyettir. Cumhuriyeti kurmuşuz. Yani “Padişahın kulu değil, bu ülkenin onurlu bir bireyiyiz” diyoruz biz. “Kimsenin kulu olmayacağız” diyoruz. “Yok edin insanın insana kulluğunu” diyoruz. Bunun nesini değiştireceksiniz siz? “Değiştireceğiz” diyorlar. “İzin vermiyoruz, vermeyeceğiz” diyoruz.

İkinci madde; cumhuriyetin niteliklerini sayıyor. Türkiye Cumhuriyeti toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta temel ilkelere dayanan demokratik, laik sosyal hukuk devletidir. "Bunu da değiştirelim" diyorlar. "Değiştiremezsiniz" diyoruz.

Demokratik bir ülke istiyoruz, laik bir ülke istiyoruz, huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Değiştireceğiz diyorlar. Niçin? Bir diktatör bozuntusuna post yaratmak için. Bunu izin vermeyeceğiz. Atatürk milliyetçiliğine mi kafayı takıyorlar? Türkiye Cumhuriyeti bir etnisite devleti değildir. Bir siyasal bilinç devletidir. Her etnik kimlikten insanımız Çanakkale’de kucak kucağa yatıyor, birlikte yatıyorlar. Hiç kimse unutmasın Atatürk milliyetçiliğini sonuna kadar savunacağız.

Üçüncü madde; Türkiye devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür, dili Türkçe’dir. Neyini değiştireceksiniz? Bunu da değiştireceğiz diyorlar. Evet, Türkiye Cumhuriyeti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Evet, dilimiz de Türkçe’dir. Bunu da savunuyoruz. Daha önemli bir madde var, bayrağı şekli kanunda belirtilen beyaz al yıldızlı, al bayraktır. Nesini değiştireceksiniz? Bayrağımız al bayraktır. Onur duyuyoruz, önümüzden geçtiği zaman ayağa kalkıyoruz. Değiştireceğiz diyorlar ilk 3 maddeyi. Niye değiştiriyorsun? Devam ediyorum, milli marşı İstiklal Marşı’dır. İstiklal Marşı’ndan niye gocunuyorlar bunlar? Her ülkenin İstiklal Marşı var. Ve Başkent’i Ankara’dır diyor. Bunların niyeti bozuk. Niye Başkent Ankara olsun, herhalde bunu düşünüyorlar. İstedikleri gibi düşünsünler, bir tek CHP’li parlamentoda varsa, hiçbir değişikliği yapamayacaklardır. Söyledim, bir tek CHP’li milletvekili parlamentoda varsa, bu değişiklikleri yapamayacaklardır. Biz direneceğiz ama gücümüzü kimden alıyoruz? Gücümüzü sizden alıyoruz. Bu ülkenin kadınlarından gücümüzü alıyoruz. Çocuğunuzu sevdiğiniz gibi ülkenizi, vatanınızı sevdiğinizi de çok iyi biliyorum. Nene Hatun’sunuz siz. Ayşeler, Fatmalar nasıl Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda mücadele ettilerse, aynı mücadeleyi 21. yüzyılın Türkiye’sinde kadın-erkek omuz omuza yapacağız.

Kadınların kılık kıyafeti üzerinden de hesap yapıyorlardı. Açık ve net söylüyorum, CHP’nin genel başkanı olarak söylüyorum, kadının giyimine hiç kimsenin müdahale etmesini asla istemiyoruz. Sadece saygı duyacağız. Merdiven altı atölyelerde İstanbul’da on binlerce kadın çalışır, on binlerce, sigortasız. Hiç bu Ankara’daki beylerin ağızlarından duydunuz mu, bu kadınlar sigortasız, bunların geleceğinin güvence altına alınması lazım diye bir laf duydunuz mu? Ama onlar kadını siyasette çıkar amaçlı kullandılar. Buna izin vermeyin, vermemeliyiz, birlikte mücadele etmeliyiz.



BU ÜLKEYE BARIŞI ANCAK VE ANCAK KADINLAR GETİRİR
Bir şey daha, bu ülke acıdan, gözyaşından çok çekti. Şehit cenazelerine katılırım, resmi tören yapılır, şehidimizin arkasında ailesi ve yakınları yürürler, arkasından da protokol yürür. Allah sizi inandırsın, o tabloya baktığınızda, gariban Anadolu ailelerini ve çok çocuklarını görürsünüz. Bu Ankara’da oturan beyler kendi çocuklarını gönderiyorlar mı oraya? Ama sizin çocuklarınızı gönderiyorlar. Üstünden siyaset yapıyorlar, üstünden çıkar amaçlı her şeyi yapıyorlar. Buna izin vermeyeceğiz. Bu ülkeye barışı ancak ve ancak kadınlar getirir. Doğusu-Batısı, Güneyi-Kuzeyi, sevgili kadınlar, el ele verin ve bu ülkeye barışı getirin. Biz sadece ama sadece size hizmet edeceğiz. Kadınlar gününde kadınlar dertlerini anlatmak istiyorlar, Kadıköy Meydanı’nda polis copuyla karşılaşıyorlar. Bir gazeteye el konuluyor. Kadınlar gidiyorlar protesto etmek için, coplarla kadınların üzerine yürüyorlar, kaşını gözünü yarıyorlar. Asla buna izin vermemeliyiz. Bir kadına kalkan eli aşağıya indirmeliyiz. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, cinsiyet kotası CHP’de %33, Avrupa’daki en yüksek cinsiyet kotasıdır. Siyasete girin ve mücadele edin. Mücadele edin ki erkek egemen bir yapıyı, bir anlayışı yerle bir edelim. Mücadeleyi hayatın her alanında yapın. Boyun eğmeyin kimseye. Eğer siz mücadele ederseniz göreceksiniz ki arkanızda milyonlar olacak. Bu mücadeleyi birlikte yapmak zorundayız. Birlikte yaparsak Türkiye’yi aydınlığa taşırız. Hani sanatçımız dedi, bu ülkenin aydınlık insanları diye, evet, bu ülkenin aydınlık insanları, bu ülkenin aydınlık kadınları, bu ülkeye barışı, huzuru, sevgiyi, hoşgörüyü getirecek olan kadınlar, size değer verilmedikçe, Türkiye’nin gelişme ve uygarlaşma şansı yoktur. Eğer bir ülkede kadınlar iyi eğitim görmüşse, bilin ki o ülke eğitim görmüştür. Madem ki dilimizi önce anneden öğreniyoruz, ilk terbiyeyi anneden alıyoruz, ilk dersleri anneden alıyoruz, o zaman anneyi sözde değil esasta baş tacı yapacaksınız. Bizi buluşturan, bir araya getiren il yönetimine yürekten teşekkür ediyorum.

EGE’DE SAHİLE VURAN O ÇOCUĞU DÜŞÜNÜYORSANIZ, BU İKTİDARA ASLA OY VERMEZSİNİZ
Sizden isteğim, mücadeleyi beraber yapacağız, kapı kapı dolaşacağız, gezeceğiz, anlatacağız, hiçbir vatandaşımızı inancı dolasıyla, kimliği dolayısıyla, yaşam tarzı dolayısıyla ayırmayacağız, ötekileştirmeyeceğiz. Bütün Türkiye’yi, ama bütün Türkiye’yi, bütün insanları kucaklayacağız. Gelin diyeceğiz, karanlık günler sona ersin diyeceğiz. Uygar bir Türkiye isteyeceğiz. Bakın burnumuzun dibinde Suriye’de kan gövdeyi götürüyor. Küçük çocukların bedenleri Akdeniz’de, Ege’de kıyıya vuruyor. Hangi yürek buna dayanır? Onları doğuran annelerin dramını en iyi anlayan kadınlardır yine. "O batağa Türkiye’yi sokmayın" dedik, "Orada kan akmasın" dedik ama dinlemediler. Akan kanın her sorumlusu şu anda iktidardadır. Bütün annelere sesleniyorum, Ege’de sahile vuran o çocuğu düşünüyorsanız, bu iktidara asla oy vermezsiniz. O çocuğa saygınız varsa, bu iktidara oy vermezsiniz. Akan kanın sorumlusu, kandan beslenen bir siyasi anlayış olamaz. İnsanı yüceltmek zorundayız. Bakın Anadolu topraklarına, sevgi vardır, hoşgörü vardır. Mevlana başka bir toprakta yetişmedi, bu topraklarda yetişti. Hacı Bektaş-ı Veli başka topraklarda yetişmedi, bu topraklarda yetişti. Erzurumlu Emrah başka topraklarda yetişmedi, bu topraklarda yetişti. Sevgi var, hoşgörü var, insana saygı var, kadını yüceltmek var. Biz bunların devamı olmalı ve bunu daha da ileriye götürmeliyiz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.