Bahçeli: İdam cezasında AKP hazırsa, MHP dünden vardır

Kaynak: Meclis Haber/CNN Türk

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Madem idam cezasına ihtiyaç vardır, madem milletimiz bunu istemektedir, o halde bahaneye, kaçak güreşmeye, fuzuli konuşmaya gerek yoktur. AKP hazırsa, MHP dünden vardır." dedi.

Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gördükleri kadarıyla idam cezasına gönüllü olduğunu ve TBMM’ye getirilip kabulü halinde onaylayacağını şimdiden beyan ettiğini belirtti.

Başbakan'ın da idam cezasının toplumsal bir talep olduğunu ifade ederek, Meclis’te uzlaşma olması halinde bunun mümkün olabileceğini söylediğini anımsatan Bahçeli, geçmişte idam cezasını kaldıranların bugünlerde hararetle desteklemelerinin çelişkiden öte milli çağrı ve infiale duyarsız kalamamaları şeklinde okunması gerektiğini söyledi.

MHP'nin idam cezasına bakışının öteden beri net ve belli olduğunu aktaran Bahçeli, şöyle devam etti:

"MHP, İmralı canisinin asılması konusunda mücadelesini gösterirken, karşımızda oluşan gökyüzü koalisyonu bunu engellemiş, hatta yıllarca bizi hak etmediğimiz şekilde suçlamıştı. Biz de değişen bir şey yoktur, duruşumuz aynıdır. Aynı olmayan, bizi dün eleştirenlerin bizim çizgimize gelmeleridir. Bu durum siyasetimizin tutarlılığı kadar, doğruluğunu da tescil etmektedir.

Madem idam cezasına ihtiyaç vardır. Madem milletimiz bunu istemektedir. O halde bahaneye, kaçak güreşmeye, fuzuli konuşmaya gerek yoktur. AKP hazırsa, MHP dünden vardır. Sayın Başbakan’a diyorum ki gelin bu işi bitirelim, milletimize ve ülkemize düşmanlık yapanların hakkından gelelim. Terör, savaş ve çok yakın savaş suçlarına idam cezasını düzenleyen tasarı veya teklif TBMM gelmesi halinde, MHP, Türk milletinin talep ve beklentileri doğrultusunda gereğini yapacaktır.

İdam cezasına karşı gelen, şimdiden ikaz eden AB komiserleri kendi işlerine baksın, bizim sözünü dinleyeceğimiz tek mercii Türk milletidir. Türkiye, Brüksel’den değil Ankara’dan, TBMM’den yönetilmektedir. Bunun dışında ne bir güç tanır ne de boyun eğeriz. Şimdi söz ve hamle sırası AKP’dedir. Getirin hazırlığınızı, gösterelim hainlere dünyanın kaç bucak olacağını. Türk milletinin ismet-i haremine göz dikenleri, saffet ve sancağına el uzatanları cezalandıralım, hadlerini mutlaka bildirelim."

AK Parti'nin anayasa hazırlık süreciyle ilgili çalışmalarında sona yaklaştığının anlaşıldığına dikkati çeken Bahçeli, "Elbette AKP’nin neyi teklif edip etmeyeceğini, bizim duyarlılıklarımıza nasıl yaklaşacağını henüz bilme şansımız yoktur. Çünkü elimizde somut bir veri bulunmamaktadır." dedi.

MHP'nin, Türkiye’nin temel ve gittikçe karmaşıklaşan sorunlarının çözülmesinden yana olduğunu, hükümet sistemleri üzerindeki tartışmaların son bulmasını ümit ettiklerini dile getiren Devlet Bahçeli, fiili durumun sonlandırılarak devlet ve toplum hayatını tesiri altına alan hukuksuzluğun bıçak gibi kesilmesini arzuladıklarının altını çizdi.

"2007 yılında 367 tıkacını açarken aynı düşünceyle hareket etmiştik. Başörtüsü sorunun çözümünde de duruşumuz benzerdi." ifadelerini kullanan Bahçeli, AK Parti’nin medyada özet halinde yer bulan anayasa teklifinin resmen kendilerine ulaşmadan peşinen yorum yapmanın yersiz ve faydasız olacağına dikkati çekti.

"Hazırlanan teklifi önce göreceğiz, sonra değerlendireceğiz, daha sonra da bir karar ve kanaate varacağız. Bizi anlaşılmaz bulanlar, sözlerimizin şifrelerini çözmeye çalışanlar biraz daha sabrederlerse pek yakında muratlarına ereceklerdir." diyen Devlet Bahçeli, şunları kaydetti:

"MHP olarak Türkiye’nin anayasal yörüngeye kavuşturulmasını, fiili açmaz ve çatlağın onarılmasını acil görüyoruz. Aksi halde hesapta olmadık sorunların ortaya çıkabileceğini, daha şiddetli kriz ve kaos dalgasının ülkemize çarpabileceğini düşünüyoruz. Çözüm demokrasidedir, çare TBMM’nin iradesinde saklıdır. Biz, bu iradeye saygılı ve bağlıyız. Milletimizin tercihlerine de her şart altında sadığız.

MHP, demokratik meşruiyetin içinde kalarak, her sorunun makul bir sonuca ulaştırılacağına içtenlikle inanmaktadır. Ne istiyorsak Türkiye’nin lehinedir. Amacımız milletimizin istikrar, huzur ve refahına hizmettir. Beklentimiz ve ümidimiz partimizin yeni anayasa hazırlığı kapsamında yaptığı sağduyulu, ahlaklı, samimi ve dürüst çağrılarının cevap bulması, Türkiye’nin bir sorunundan, bir kamburundan daha kısa süre içinde kurtulmasıdır."

Bahçeli, Türkiye'nin, 7 Haziran’da hız ve ivme kazanan, 1 Kasım’da derinleşip çatallaşan uzun süreli huzursuzluk dönemini henüz atlatamadığını söyledi.

"7 Haziran-1 Kasım arasında yaşananları tarih elbette yazacak. İşte o zaman MHP'nin hakkı Allah’ın izniyle teslim edilecek, haklı duruşu, Hakk’tan ve halktan yana tutumu da teyit edilecektir." diyen Bahçeli, "Bize 'hayırcı' diyenler, koalisyondan kaçtığımızı uyduranlar, günü geldiğinde eğer yaşıyorlarsa mahcup olacaklar, varsa vicdanları azap içinde kıvranacaktır." ifadesini kullandı.

Bahçeli, seçimden en çok oyu alan AK Parti ile CHP'nin hükümet kurmasının ülkenin hayrına olacağını söylediklerini hatırlatarak, "32 gün toplanıp toplanıp dağıldılar, istikşafiden inkişafı aşamaya geçemediler. Bizi yüzde 60’lık bloğa mahkum etmeye kalkıştılar, PKK ve İmralı canisiyle ortaklığa sürüklemek için çırpındılar, oyunu bozunca adeta kudurdular, deliye döndüler. CHP’nin kuyruk acısı ta buraya kadar dayanmaktadır." diye konuştu. Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İnançlarımızla, Türkiye’nin gerçekleriyle, milletimizin beklentileriyle bağdaşmayan bir koalisyona sonu ölüm de olsa girmeyiz, giremeyiz. Bizlere emanet ettikleri kutlu davamızı başarıya ulaştırmanın, layık olduğu zirvelere taşımanın sorumluluğu omuzlarımızdadır. İlkelerimizi çiğneyip, ülkülerimize sırt dönüp yüzde 60’lık blok içinde masaya otursaydık, bunu şehitlerimize nasıl anlatacağımızı, bunu tarihimize ve milletimize nasıl açıklayacağımızı aranızda bilen ve öngören var mıdır?

7 Haziran’dan sonra Pensilvanya, İmralı, Kandil ve Türk düşmanları arasında kurulan melun ittifaka dahil olup iktidar olsaydık, yarın ruz-i mahşerde bunun hesabını nasıl verecektik? Dediler ki 'MHP, AKP’nin önünü açtı; MHP, AKP iktidarının devamını sağladı.' Herhalde bu çürük iddia sahipleri, milli iradenin ne dediğinin, nasıl tercihte bulunduğunun, neye karar verdiğinin hem yabancısı hem de hazımsızıdır. MHP, sandık sonuçlarına saygısızlığı, milli iradeye şaşı bakışı nerede görülmüş, ne zaman duyulmuştur? Millet ne derse o değil midir? Millet neye karar verirse buna uymak ve riayet etmek demokratik teamül ve kuralların sonucu olmayacak mıdır? Ne yapsaydık, sandıkta bulamadığımızı sokaklarda mı arasaydık? Demokraside göremediğimizi kaosla mı elde etseydik? Biz, yalnızca Türkiye’nin önünü açar, düğümleri çözeriz. Başkası bizi ilgilendirmez, ilgi sahamıza da asla girmez. Biz yalnızca Türk milletinin yanında durur, hakkını ve hukukunu korkusuzca savunuruz. Bunu çekemeyen kim varsa, bizim de onunla hesabımız vardır ve bu kesindir. Çünkü MHP, kulislerin, lobilerin, çıkarcıların, pazarlıkçıların, belirli bir zümre, elit ve kaymak tabakanın değil; Türk milletinin eseri, Türklüğün kıvanç ve kutup başıdır."

"Allah muhafaza FETÖ’nün canileri başarılı olsalardı, bugün ne siyasetten, ne iktidar olmaktan, ne de bir vatandan bahsedebilecektik." ifadesini kullanan Bahçeli, suçu sabit görülenlerin, FETÖ’yle irtibatı veya iltisakı bulunanların, devletin hiçbir kademesinde tutulmaması gerektiğini söyledi.

Bu konudaki iradelerinin net olduğunu ancak sürekli artan mağduriyet ve şikayetleri etraflıca incelemeden insanları açlığa ve çaresizliğe itmenin İslami ve insani hiçbir değerle bağdaşmayacağını belirten Bahçeli, "İhanet edenler ayıklanmalı, FETÖ’yle bağlantısı olanlar kaçtıkları yere kadar kovalanmalıdır; ama eften püften nedenlerle, cılız ve ucuz suçlamalarla iktidar gücünü kötüye kullanmaktan da kesinlikle uzak durulmalıdır. Kripto FETÖ’cülerin hala görevde bulunduğu, iftiralarla çok sayıda kamu görevlisinin memuriyetten atılmalarını sağlayarak sürdürülen mücadeleyi savsaklamak amacında oldukları çok sık dile getirilmektedir." diye konuştu.

Bahçeli, herhangi bir suçu olmayıp işi, mesleği ve ekmeği elinden alınanların feryat ve figanlarının toplumsal güven ve huzur açısından büyük bir risk olduğunu; iktidarın daha sabırlı, soğukkanlı, adaletin ruhuna uygun hareket etmesi gerektiğinin altını çizerek, "Zabıt katibine, garsona, sıvacıya, hizmetliye, ebe ve hemşireye kadar inen; ama hala siyaset ayağına değmeyen, üst mevkilere dokunmayan FETÖ’yle mücadelenin, bu gidişle inandırıcılığını kaybetmesi olağan ve mümkündür. Bu itibarla hukuk herkese eşit uygulanmalı, aynı ölçü ve dozajda etkisini göstermelidir." dedi. Bahçeli, şunları dile getirdi:

"Bir terör örgütüyle mücadelede hatırlı ve iktidara yakın olmak hiç kimseye avantaj sağlamamalı, korumaya almamalıdır. Kimin ByLock’u varsa deşifre edilsin, kim FETÖ’ye yardım ve yataklık yapmışsa gereği eksiksiz ve sonuna kadar yapılsın. Adalet yerini bulmadan, hak ve hukuka saygı duyulmadan Türkiye’nin güvencede olması, milli güvenliğini tesis etmesi düşünülemeyecektir. ByLock ile ilgili gazetelerde röportajı yayınlanan, ismini değiştirip ABD’ye kaçan ve yabancı istihbaratlara uşaklık yapan ajan ve alçakların manipülasyonlarıyla FETÖ operasyonlarının sulandırılmak istendiği de ortadadır. Buna fırsat vermemek, kriptolu yazışma ve mesaj programı olan ByLock'u kullananların sıfat ve görevi ne olursa olsun üstüne gitmek siyasetin namus borcudur. Gizlenmiş abi ve ablaların saklandıkları delikten çıkarılmaları, Pensilvanya’daki terörist başının ABD’yi ikna ederek ülkemize getirilmesi hükümetin tarihi nitelikli görevidir. Diplomasi hukuki delilerle güçlendirilmeli, yurtta sulh konseyi başta olmak üzere FETÖ tümüyle, tüm organ ve unsurlarıyla ortaya çıkarılarak cezalandırılmalıdır."

PKK’nın son teröristi kelepçelenmeden veya gömülmeden, son kanlı silah alınıp kırılmadan mücadeleden dönmenin devlete haram, millete hakaret olduğunu vurgulayan Bahçeli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği yeni güvenlik ve mücadele stratejisinin anlamlı ve değerli olduğunu söyledi.

Bahçeli, "Teröristler kaynağında imha edilmelidir. Hainler neredeyse Türk devleti orada bulunmalı, bu da yetmez çelikten iradesiyle kudretini göstermeli, artık bu fitnenin kökünü kurutmalıdır." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Sincar’ın yeni bir Kandil olmasına müsaade etmeyeceklerini söylemesinin de yerinde olduğunu aktaran MHP Genel Başkanı Bahçeli, "Sincar’a konuşlanmaya çalışan hainleri Irak topraklarında da olsa takip edip yok edecek dirayet ve direnç Türk devletinde vardır. Şartlar olgunlaşıp karşımızdaki devasa tehlikede herhangi bir azalma olmazsa, Kandil ve Sincar’a Türk bayrağını dikmek, kim ne derse desin milletimizin helali, hakkıdır." diye konuştu.

Bahçeli, Musul operasyonunda Türkiye’nin üstleneceği rolün tarihi önemde ve Türkiye’nin güvenliği için hayati nitelikte olduğunu ifade ederek, "Musul’a girmemiz halinde Diyarbakır’ı vereceğimizi iddia eden zeka özürlüler bilmelidirler ki Musul ve Kerkük’ün kaderini Ankara ve İstanbul’dan ayrı düşünmek vizyonsuzluk, tarihsizlik ve teslimiyetçiliktir." değerlendirmesinde bulundu.

HDP’li sözde siyasetçilerin, terörist cenazelerine pişkince katılmaları, PKK’yı övme ve parlatma rezilliklerinin eskiyi aratmayacak şekilde devam ettiğini söyleyen Bahçeli, "Bunlarda ne utanma ne de arlanma vardır. PKK kan dökerken, HDP’liler alkışlamaktadır. PKK vatan evlatlarını şehit ederken, HDP’liler onaylamaktadır. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı ile birlikte iki siyasi bölücünün tutuklanması gecikmiş bir karar olmakla birlikte milletimizi bir nebze de olsa rahatlatmıştır." diye konuştu.

Bölücü hevesleri okşayan, suç ve cinayetlere kılıf arayan, teröristleri özgürlük savaşçısı, hakkı yenmiş mazlumlar şeklinde göstermeye kalkan kim varsa vatana ihanet etmiş sayılacağına vurgu yapan Bahçeli, şunları kaydetti:

"Yayınlarıyla teröre destek veren dergi, gazete ve televizyonların da tahammül ve sabrın bir sınırı olduğunu görmeli ve bilmelidirler. Her alanda FETÖ ve PKK’nın ayıklanmasıyla ilgili faaliyetler devam ederken, medya ayağına dokunulması neden birilerini rahatsız etmektedir? Adında Cumhuriyet olup da, Cumhuriyet değerlerine en çok zarar veren, Türkiye karşıtı oluşumları sevindirip umutlandıranların medya özgürlüğüne sığınmaları inandırıcı görülemeyecektir. 'Özgürlük' demek millete küfretmek değildir. 'Özgürlük' demek maneviyata sataşmak, mukadderata saldırmak hiç değildir. Şehitlerimize bir kez olsun Fatiha okumayıp milletimizin acılarını paylaşmayanların gündemdeki operasyonlardan hemen sonra mağduriyet kartını ileri sürmeleri bize göre gerçekçi ve geçerli bir durum değildir.

Partimize yönelik yalan haberlerin merkezi olanlar, Türk milletinin safında durmayanlar, önce zihniyetlerini gözden geçirmeli, sonra da özeleştiri yapacak cesareti gösterebilmelidir. Terörizmle mücadelede herkese az ya da çok görevler düşmektedir. Ortak milli hedef ve ülkülerde buluşabilmek için önce milli düşünmek, yerli hareket edebilmek gerekmektedir. Bunu yapar ve başarırsak PKK’nın, FETÖ’nün ve diğer terör örgütlerinin kaynağı kuruyacak, saldırıları ise sonuçsuz kalacaktır."

Bahçeli, partisinin grup toplantısı sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı.  

Başbakan Binali Yıldırım'ın, "Başkanlık sistemi gelirse Türkiye bölünür diyorlar. Asıl başkanlık gelmezse Türkiye'nin bölünme riski var." sözlerine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine Bahçeli, "Türkiye'yi bölmeye kimsenin gücü yetmez. Türkiye bölünemez. Ama Sayın Başbakan sahip olduğu bilgiler ışığında değerlendiriyorsa onu da saygıyla karşılamak lazım" dedi.

"AK Parti'nin başkanlık ile kontrol ve denge başlıklarında iki teklif hazırladığı" haberlerine ilişkin görüşü sorulan Bahçeli, bu konuda henüz kendilerine ulaşan bir bilginin olmadığını söyledi. Bahçeli, MHP'nin ilke ve hassasiyetlerinden neyi kastettiği sorusuna, "Bunun için sizinle bir televizyon programı yapmamız lazım. Çok uzun" yanıtını verdi.

Devlet Bahçeli, "Hükümet Sözcüsü, 'Meclis'te 330'u bulamayacak gibi olursak getirmeyiz' dedi. Bu ön kabulle mi gelmesi anlamına geliyor Hükümetin?" sorusunu "Bu bir anayasa değişikliğinin, referandum yoluyla veya 367'yi aşarak kesinleşmesi yoluyla bir uygulamadır. Eğer 330 olursa referandum yolu açık olur. Onun için 330'u görmeleri gerekiyor. O konuda da düşünmeleri lazım" diye yanıtladı.

Bir gazetecinin "Teklifi getirmek için 330'u daha öncesinden görmemiz lazım gibi bir açıklama yaptı" sözleri üzerine de Bahçeli, "Neyle görecek? Özel bir mercek mi var acaba?" dedi.

"Size daha önceden metni sunarak görmeye çalışacaklar" denilmesine ise Bahçeli, "Henüz daha böyle bir bilgiye sahip değiliz" karşılığını verdi.

"Meclis mi daha önemlidir, yoksa size metnin sunulması da yeterli mi?" sorusunu ise Bahçeli, "Meclis önemlidir" diye yanıtladı.          

Şu ana kadar bu konuda kendileriyle görüşmek için AK Parti'den bir irtibatın olmadığını da kaydeden Bahçeli, bir gazetecinin "Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, '330'u geçmezse de devam edeceğiz' dedi. Siz daha farklı söylediniz." ifadeleri üzerine, "Sorunun bitmesi için çaba göstermek lazım. Bitmiyorsa onu biriktirip tekrar Türkiye'nin beka sorunu haline dönüştürmek de doğru bir çıkış olmaz." değerlendirmesinde bulundu.    

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

Başka Haber Designed by Templateism.com Copyright © 2014

Blogger tarafından desteklenmektedir.