Header Ads

Kılıçdaroğlu: FETÖ’cüleri devlete Cumhuriyet mi yerleştirdi?


CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'a yönelik silahlı saldırıya ilişkin, "Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; bize yönelik provokasyonlar konusunda çok dikkatli olmalıyız, provokasyonlara gelmemeliyiz. Sağduyulu olmalıyız, dikkatli olmalıyız, olayları soruşturmalıyız." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısına, "Hava kurşun gibi ağır. Ciddi sorunlarımız var. Bu toplantıda bu sorunların bazı kısımlarına değineceğim." diyerek başladı.

Dün, Erdal İnönü'nün ölüm yıl dönümü olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Erdal İnönü, İnönü soyadını asla yere düşürmedi. Saygın biriydi, demokrasiye sahip çıktı. Siyasete sevgiyi, espriyi, hoşgörüyü getirdi. Kendisine Allah'tan rahmet diliyorum." dedi. Bu sözler üzerine salondakiler ayakta saygı alkışı yaptı.

Tekirdağ ve Çorlu'da uzun yıllardır yapımı süren iki kültür merkezi olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, bu merkezleri Tekirdağ Büyükşehir Belediyesinin yapmaya hazır olduğunu söyleyerek, hükümete bu konuda çağrı yaptı.

Dün Dağlıca'da üç askerin şehit düştüğünü hatırlatarak, "Şehit haberlerinin hepimizi, özellikle de anneleri üzdüğünü biliyorum. Annelerin çocuklarını ellerine kına yakıp askere gönderdiklerini, umutla askerlik dönüşünü beklediğini biliyorum. Eğer gencecik fidanlar şehit düşüyor ve babaları tarafından toprağa veriliyorsa en büyük acı bu eve düşüyor. Ateş düştüğü yeri yakıyor, hepimizin bu konuda duyarlı olması lazım." dedi.

Son bir yılda verilen şehit sayısının 800'ü aştığına dikkati çeken Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Kıbrıs Barış Harekatı'nda verdiği şehit sayısının ise 498 olduğunu hatırlattı. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şu soruyu bütün annelerin kendisine sormasını isterim; PKK terör örgütüyle kim masaya oturdu? Kim İmralı'da bunlarla masaya oturduysa, bu şehitlerin sorumlusu onlardır. Şehirler cephaneliğe dönüştürüldü. Tonlarca patlayıcı yerleştirildi. Valilere, kaymakamlara talimat verildi, 'sakın bunlara dokunmayın' diye. Kamyonun üzerinden silah dağıtıldı. Güvenlik güçleri müdahale etmek istedi, valisi kaymakamı 'bunlara müdahale etmeyin.' dedi. Bu talimatları kim verdiyse bu şehitlerin sorumlusu onlardır. Bugün iktidar olanlardı. Bunun hesabını her annenin sorması lazım. PKK vergi daireleri kurdu, mahkemeler kurdu, askerlik şubeleri kurdu ses çıkarmadılar. Şehir merkezlerinde trafik kontrolü yaptılar ses çıkarmadılar. Onun bedelini şimdi şehitlerimiz ödüyor. 'Analar ağlamasın' diye bas bas bağırdılar, PKK'ya en büyük yardım ve yataklığı bunlar yaptılar."

İktidarın şimdi ise şehitler arasında ayırım yaptığını iddia eden Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz şehitlerine fazla para, dağda çarpışıp şehit olanlara daha az para verileceğini savundu.

Kılıçdaroğlu, "İnsanlığa sığmaz bu. Şehitler arasında ayrım olur mu? O KHK bu Meclise gelecek. O KHK'yı düzeltmek, eşitlemek bizim boynumuzun borcudur." ifadesini kullandı.

Salonda gaziler olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, hükümetin ise bu kişileri gazi saymadığını öne sürdü.

Bu kişilerin Terörle Mücadele Sırasında Yaralanıp Gazi Sayılmayanlar Derneğini kurduklarını aktaran Kılıçdaroğlu, dernek başkanının bir konuşmasını okudu.

Dernek Başkanının 1999'da Tunceli'de çatışmada kalbine kurşun isabet ettiğini ancak uzuv kaybı olmadığı için devlet tarafından gazi sayılmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, başka bir askerin ise tek parmağını kaybettiği için gazi sayılmadığını öne sürdü.

"Gazi sayılmak için en az üç parmağın kopması gerekiyormuş" diyen Kılıçdaroğlu, Türkiye genelinde 10 bin kişinin bu şekilde olduğunu dile getirdi.

Gazilerin "istediğimiz gazilik maaşı değil, gururla göstereceğimiz gazilik madalyası." dediğini de aktaran Kılıçdaroğlu, "Sizin haklarınızı sonuna kadar arayacağız. Bu ülke için Cumhuriyet için, bağımsız Türkiye için çaba harcayan askerimizi her zaman saygıyla, şükranla anacağız. Bizim size minnet borcumuz var." değerlendirmesini yaptı.

Hafta sonu Cumhuriyetin 93. yıl dönümünü kutladıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, parti olarak Birinci Meclis'ten Anıtkabir'e kadar Büyük Cumhuriyet Yürüyüşü düzenlediklerini anımsattı. Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Arabayla gittiğimde bütün kavşakların büyükşehir belediyesine ait hafriyat kamyonlarıyla kesildiğini gördüm. Bundan daha büyük bir ayıbı Türkiye Cumhuriyeti yaşamamıştır. İnsanın onuruyla bu kadar oynanmaz ki... Cumhuriyeti kuranlar bütün mazlum ülkelere örnek olmuşlardır. Çünkü Cumhuriyet bir aydınlanmadır. Cumhuriyet padişahın, sultanın kulu olmak değildir. Duce'nin, Führer'in, Reis'in kulu kölesi olmak demek değildir. Türkiye Cumhuriyeti'nin özgür bireyi olmak demektir."

Cumhuriyetin tam demokrasiyle taçlandırılmadığı sürece içi boş olacağını belirten Kılıçdaroğlu, bunun için herkesin ortak mücadelesi gerektiğinin altını çizdi.

Dördüncü devrimi yapmak zorunda olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, bunun da Cumhuriyeti tam demokrasiyle taçlandırmak olduğunu, bunun mücadelesini vereceklerini bildirdi.

Yürüyüş sonrası akşam eve gittiğini ve huzur içinde divana uzanma fırsatı bulduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, ancak Aydın'da Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'a yönelik silahlı saldırı haberini aldığını anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'ye ve CHP'lilere karşı provokasyonların bundan sonra daha fazla olacağını savundu.

Kılıçdaroğlu, "Şehit cenazesinde benim üstüme kurşun atan, genel başkan yardımcımızın bu şekliyle kurşunlanması, il başkanlarımızın sokak ortasında darp edilmeye çalışılması, bizim üzerimize geliyorlar. Cumhuriyet mitinginde de söyledim, şimdi de söylüyorum; bu ülkeye tam demokrasiyi getirmek için eğer bir bedel ödenecekse sözüm sözdür o bedeli önce ben ödeyeceğim." dedi.

Bir taraftan PKK saldırılarıyla karşı karşıya olduklarını belirten Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Şavşat'ta silahlı PKK saldırısıyla karşı karşıya kaldık. Yılmadık, yılmayacağız. Kim olursa olsun. Şimdi genel başkan yardımcılarımıza karşı benzer bir saldırı yapılıyor. Ondan da yılmayacağız. Hemen şöyle bir kumpas da kurdular, 'efendim bu silahı sıkan ülkücüymüş' diye gazeteci soruyor. Aydın'da söyledim, yine söylüyorum. Ülkücüler vatanseverdir, biz de vatanımızı severiz. Bayraklarını severler, biz de bayrağımızı severiz. Eline silah tutuşturulup birisine ateş etmesini sağlayanlar asla bir ülkünün adamı olamazlar. Onlar kişiliksiz, kullanılmaya müsait insanlardır. 'Devletin taktığı kelepçeyi şeref olarak taşıyacakmış.' Kelepçeyi şeref olarak taşıyanlar karanlık insanlardır. Niye bayrak senin şerefin değil? Vatan, demokrasi niye senin şerefin değil? Çünkü bu tür insanlar karanlık insanlardır. Bu tür insanların cebine üç beş kuruş koyunca yapmayacakları iş yoktur. Bunlar satılık insanlardır. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum; bize yönelik provokasyonlar konusunda çok dikkatli olmalıyız, provokasyonlara gelmemeliyiz. Sağduyulu olmalıyız, dikkatli olmalıyız, olayları soruşturmalıyız."

Faili kısa sürede yakalayıp adalete teslim etmeleri nedeniyle Aydın Valisi'ne, Başsavcısı'na, Emniyet Müdürü'ne ve güvenlik güçlerine teşekkür eden Kılıçdaroğlu, olayın planlı bir saldırı olduğunu ve arkasındaki iradenin mutlaka ortaya çıkarılması gerektiğini vurguladı.

Demokrasinin açıkça katledildiğini, hukukun bitirildiğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Şu anda Türkiye'de hukuk yok, demokrasi yok. Şu anda hapishanelerde kötü muamele ve işkence var. Toplumun üzerine gittikçe ağırlaşan bir baskı var." görüşünü savundu.

Üzerlerine düşen sorumluluğun farkında olduklarını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü:

"O nedenle hava kurşun gibi ağır dedim. Ne yapmamız gerektiğini çok iyi biliyoruz. Kararlılıkla bu olayın üzerine gideceğiz. Demokrasiyi güçlendireceğiz, baskı gelebilir, gelecektir. Silahlı unsurlar ortaya çıkabilir, çıkacaktır da. 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilip karşı darbeyi yapanlara karşı namusumuzla dimdik ayakta duracağız. Türkiye'yi bir istihbarat devleti haline getirdiler. Kendi Baas rejimlerini kurdular. İstihbarata göre adam alıp adam atayacaklar. Böyle bir devlet mi olur? 15 Temmuz darbesine nasıl karşı çıktıysak şimdi yapılan karşı darbeye de aynı kararlılıkla karşı çıkacağız. Meclisi bombalayanları savunmadık, yargılayın. Öğrencilerden ne istiyorsun? Er, erbaştan, astsubaydan ne istiyorsun, gücün onlara mı yetiyor? Gazeteciler ne yaptı? Uçağa binip bir yeri mi bombaladı? 12 Eylül darbe koşullarından daha ağır koşulları yaşıyoruz şu anda."

İktidarın 1 milyonu aşkın mağdur yarattığını ileri süren Kılıçdaroğlu, "Darbeciler orada duruyor. Darbecilerle düne kadar iş birliği yapan sensin zaten. Onları allayıp pullayıp piyasaya süren sensin zaten. Fakir fukaradan ne istiyorsun sen? Çocuğunu cemaatin yurduna gönderdi diye devlet memuriyetinden atıyorsunuz. Eğer atılacak bir adam varsa, yurt yapmayan siyasi anlayıştadır, onu atacaksın." ifadesini kullandı.

Cumhuriyet gazetesi baskınında savcı haksızlık yapmış, IŞİD’i unutmuş. Cumhuriyet gazetesini FETÖ ve PKK ile ilişkilendirmek şeref yoksunu kişilerin yapacağı bir iştir. FETÖ’cüleri devlete Cumhuriyet mi yerleştirdi? Yüreğin yetiyorsa “Ne istediler de vermedik” diyen adama sor. Zekeriya Öz’e zırhlı arabayı kim verdi? Çocuklarına bile hesap veremezsin sayın savcı. Başbakan Yardımcısı’nı Pensilvanya’ya gönderen adama hesap soramıyorsan sen hukuk adamı değilsin, maşasın.

"Açık ve net söylüyorum, Binali Yıldırım da duysun, bütün dünya da duysun; Türkiye planlı ve programlı bir şekilde ve bilinçli olarak bir darbe sürecinin içine sokulmuştur." görüşünü savunan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Evet, planlı ve programlı bir şekilde. Diyecekler ki örneğin var mı? Var tabii. Kapı gibi örneğimiz var. Mehmet Dişli general. Altını çizerek söylüyorum, havuz medyasının köşe yazarları da dinlesinler. Kıta görevi yapmadan Genelkurmay Karargahına getiriyorsunuz bu adamı. Sonra terfi ediyor, terfi edince tekrar kıtaya gitmesi lazım. Yine kıtaya göndermiyorsunuz, diyorsunuz ki 'siz karargahta kalacaksınız.' Siyasi irade, hükümet diyor ki 'Mehmet Dişli bu karargahta kalacak.' Sonra ne oluyor? Bu kişi darbeyi yönetiyor. Peki Mehmet Dişli'yi Genelkurmay Karargahında tutan o siyasi irade kim? Türkiye'yi yönetenlerdir. Şimdi sen kalkıp Mehmet Dişli'ye hesap sormayacaksın, oradaki teğmene hesap soracaksın. Hesap soracaksan askere değil, o Dişli'yi orada tutanlara soracaksın. Planlı ve programlı bir şekilde Türkiye darbe sürecine hazırlandı. Üç tane general. Albaylıktan generalliğe terfi ettiriliyor, YAŞ'ta. Başbakan bu kararı imzalamıyor, Cumhurbaşkanı imzalamıyor, çoğunluk kararı ile general olmaları gerekirken imzalamıyorlar ve Meclise bir kanun getiriyorlar. 'Bu generallerin terfisi için başbakan ve cumhurbaşkanı imzası zorunludur' diyor. Kanun değiştiriyorlar ve bu üç general ordudan ayrılıyor. Yerine üç tane FETÖ'cü getiriliyor. Şimdi soru şu; Türkiye planlı ve programlı bir şekilde darbe sürecinin içerisine getirilirken bu kararları alan siyasi irade kim? Asıl darbeciler onlar. Onlardan asıl hesap sorulması lazım. Darbenin siyasi ayağı bunlardır"

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.